Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

23 Mayıs 2010

Kızıl Gezegeni Keşfedin!

1961 yılında uzaya giden ilk insan olan Rus kozmonot Yuri  Gagarin ile Rusya dünya medyasının ilgisini 8 yıl çekebilmiş, 20 Temmuz 1969 tarihinde Amerikalı astronot Neil Armstrong’un Ay’a ilk adımı atmasıyla tüm objektifler ABD’ye çevilmiştir.  Uzay araştırması adına ilk önemli adımları Rusya atmasına karşın, Amerika’nın Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) dünya kamuoyunun ilgisini çekecek daha büyük işler yapmayı başarmıştır.

Öyle ki, Mars’a ilk uzay aracını (Korabl 4) göndermeyi 1960 senesinde Rusya denemiş fakat roketlerin üçüncü kademesindeki ateşleme sorunu nedeniyle 120 km’ye kadar çıkmış ve geri dünyaya düşerek başarız olmuştur. Rusya’nın başarısız olan pek çok denemesinde sonra Amerika da kolları sıvamış ve 1964 yılında ‘Mariner 3’ isimli uzay aracını Mars’a göndermek istemiş ancak uzay aracı yanlış yörüngeye girdiği için Mars’ı ıskalayarak başarısız olmuştur.

Mars görevinde ilk başarıyı Amerika’nın ‘Mariner 4’ isimli uzay aracı sağlamış, 14 Temmuz 1965’te gezegenin yüzeyine 9825 km yaklaşarak 22 yüzey görüntüsü göndermiştir. Ruslar ise ancak 1971 yılında başarılı olabilmişler, hatta gönderilen ‘Mars 3’ uzay aracı Mars yüzeyine yumuşak bir iniş yapan ilk insan yapımı araç olur. Fakat indikten 110 sn sonra Dünya ile iletişimi kesilir.




Mars’ın yüzeyi yüklü miktarda demir oksit (hematit) içerir ve demir oksitin kırmızı renginden dolayı, gezegene “Kızıl Gezegen” adı verilmiştir. Bu pek çok bilim kurgu yazarına ilham kaynağı olmuş ve Mars hakkında bir çok bilim kurgu romanı ve sinema filmi çekilmiştir.  Hatta, İngiliz yazar Herbert George Wells’in Dünyalar Savaşı isimli meşhur romanını, 1938 yılında Amerikalı usta yönetmen Orson Welles, romanın radyo uyarlamasını canlı yayında öylesine gerçekçi ve heyecanlı biçimde okumuş ki, Amerikalıların büyük bir kısmı Marslıların dünyayı gerçekten istila ettiğini sanmış ve ülkede benzeri görülmemiş bir panik havası esmiş.

Bilim kurgunun yanı sıra gerçekleri tüm bilimsel yöntemleriyle açıklamaya çalışan belgesel türünün de vazgeçilmez bir malzemesi haline gelen Mars hakkında, Walt Disney de 2006 yılında bir belgesel çekti. Yapımcılığını Hollywood’un ünlü yapımcı ismi Frank Marshall üstlendi. Yönetmen koltuğuna ise George Butler oturdu.

“Roving Mars”, ABD’nin milyon dolarlar bütçe ayırdığı NASA’nın ‘Jet İtici Laboratuvar’ında 2003 yılında hazırlanmaya başlanan ve 2004’ün Ocak ayında Mars’a önemli görevler için başarılı bir şekilde ulaşan Spirit ve Opportunity isimli ikiz uzay araçlarının yapım aşamasından  Mars’a ulaşmasına ve görevlerini nasıl yerine getirdiklerini anlatan kapsamlı hatta daha sonra Amerika’da Uzay bölümü öğrencileri için eğitim aracı olarak kullanılan belgesel film haline gelmiş bir yapım.

Günümüzden yaklaşık 3-4 milyar yıl önce Mars’ta akarsuların olduğunu ve bu yüzden eskiden Mars’ta çeşitli yaşam formlarının varolabildiğini düşünen bilim insanları, bunu kanıtlamak için Mars’a insansız özel robotlar göndermeye başlamış ve bunlardan en önemlileri Spirit ve Opportunity adlı ikiz uzay araçlarıdır.

Birbirinden 3 hafta arayla gönderilen Spirit ve Opportunity’nin Mars’a ulaşana dek 7 ay süren yolculuklarını, sadece 3 aylık bir görev için gönderilen ancak şaşırtıcı bir şekilde 5 yıldır halen görevlerini başarılı bir şekilde nasıl devam ettiklerini, sadece 550 metre gitmesi için dizayn edilen robotların yıllardan beri kilometrelerce nasıl yol kattettiğini, güneş panellerinde biriken tozdan ‘dust devil’larla nasıl kurtulup akülerini şarj ettiklerini ve daha fazlasını yaklaşık 40 dakikalık belgeselden öğrenebilirsiniz.

NASA’nın verdiği son bilgilere göre ikiz uzay araçlarından Spirit toz çukuruna saplanmış ve NASA mühendisleri laboratuvarlarda Spirit’in kopyasını yaparak onu çukurdan kurtaracak en iyi 11 manevrayı hesaplamaya çalışıyorlarmış. Henüz 5 manevra çözülebildiği için komutlar Mars’ta bulunan Spirit uzay aracına gönderilememiş. Ancak Spirit saplandığı yerden fotoğraflar göndermeye devam ediyormuş.

 Bu görevden sonra NASA boş durmadı ve daha donanımlı bir uzay aracı olan “Phoenix (Anka Kuşu)”nu 2007’nin Ağustos ayında Dünya’dan fırlatmış ve Anka Kuşu 26 Mayıs 2008 tarihinde Mars’ın Kuzey Kutbu’na yumuşak bir iniş yapmıştır. Anka Kuşu hala görevini başarılı bir şekilde yerine getirmektedir.


NASA’nın başına getirilen Charles Bolden, uzun vadede en önemli hedeflerinin Mars'a insanlı yolculuğun gerçekleştirilmesi olduğunu açıkladı. Eski bir astronot olan Bolden, "Ölmeden insanlığın Mars'a ayak bastığını görmek istiyorum. Aksi halde çok üzüleceğim" diye konuştu. Bolden ayrıca Mars seyahati için farklı seçenekler bulunduğunu ve doğru kararı verebilmek için bir uzlaşma sağlanması gerektiğini de vurguladı. Bilim kurgu filmlerini gerçeğe dönüştecek açıklamalar bunlar. Kim bilir belki de insanoğlu yakın bir gelecekte Mars’ta kum çukuruna saptanan Spirit’i çukurdan eliyle kurtarır...

0 yorum: