10 Mayıs 2009

MiM'lenmişim!


Blog dünyasında 2. yılımı tamamlarken bu alemin raconlarını da öğrenmeye başlıyorum yavaş yavaş. Blog kullanıcıları arasında çok yaygın olan ve yararlı, eğlenceli, blog sahipleri arasındaki ilişkileri geliştirdiğini düşündüğüm MİM olayından ben de nasibimi almış bulunuyorum.

Çok değerli bir sinema blogu olan 'sinegargara.com'un sahibi Mustafa Bey sağolsunlar beni mimlemişler. Blog sahipleri arasında bir kültür etkileşimi ve bilgi paylaşımı olarak gördüğüm bu güzel uygulamaya ilk kez katılmanın verdiği bir heyecan da yok değil...


Efendim ilk MiM: Sinema Hakkında Sorular

1) Sinema nasıl ortaya çıkmıştır?

Bu sorunun cevabını 'sinegargara.com'da Mustafa Bey çok güzel vermiş. Zaten yoruma dayalı bir soru olmadığı için cevabı da genel olacak yani farklı olmayacaktır. Siz en iyisini bu sorunun cevabını 'sinegargara.com'dan bakın...

2) En son hangi filme gittiniz?

İstanbul Film Festivali’nden bu yana sinemaya gidemedim ne yazık ki. Festivalde de en son çok eğlenceli bir film olan hatta geçen hafta Türkiye’de gösterime giren “Rumba”yı izledim.

3) Verdiğiniz paraya acıdığınız bir film oldu mu ? Hangisi veya hangileri?

Elbette olmuştur fakat şuan zihnimden net bir cevap alamıyorum. Genellikle sinemada bir film izlemeye karar vermeden önce o film hakkında yeterince bilgi sahibi olduğum için sinemada pek hayal kırıklığına uğramadım sanırım. Yani sinemada izleyeceğim filmleri özenle seçerim. Fakat VCD ya da DVD’sini alıp 30 dakika bile izlemeden kapattığım filmler olmuştur. Örneğin eski kalitesiz Amerikan korku filmleri. Gerilim – korku türünü sevdiğim için afişlerinden etkilenerek alırım ancak film rezalet çıkar. Şimdi aklıma geldi en son yine İstanbul Film Festivali’nde zannediyorum ismi “Tahoe Gölü”ydü, çok övgüyle bahsedilen bir film vardı. Mersinli sinema yazarı sayın Serkan Murat Kırıkcı ile bu çok konuşulan filmi izleme kararı almıştık. Biraz da festivalin son günleri olmasının verdiği yorgunluk sebebiyle olsa gerek filmde her ikimiz de uyumuştuk. İşte o zaman parayı cöpe attım sanırım.

4) Bir filmin kaliteli olması için hangi kriterlere sahip olması gerekir? Neden?

Öncelikle kaliteli bir yönetmen. Adı üstünde filmi yöneten kişi. Her toplumun, her sistemin bir başkanı, onu yöneten bir güç ya da güçler vardır. Başbakansız bir ülke, çobansız bir koyun sürüsü düşünebilir misiniz? Bir ülkede başbakan doğru ve radikal kararlar aldığı sürece o ülke, bir çoban koyunlarını otlatmak için güzel çayırlar bulduğu sürece o sürü her zaman ön plana çıkar, en iyisi olur. Bence kalite bunu temsil eder. İkinci olarak çok yetenekli oyuncular gerekir. Dikkat edin çok meşhur demiyorum. Bir filmin başarılı olabilmesi için yıldız oyunculara gerek yoktur. Oynadığı rolu ruhuyla ve içten oynayanlar iyi oyuncudur ve yönetmenin istediği şeyi en iyi şekilde yansıtarak kalitenin en önemli parçalarından birini oluştururlar. Örneğin; Oscar Ödülleri baştaolmak üzere Altın Küre dahil pek çok festivalden ödüllerle dönen “Slumdog Millionaire” filmi. Oyuncuların isimlerini daha önce duymuş muyduk? Tabi bütün bunların işlenebilmesi için bir kalıba ihtiyaç vardır yani güzel bir senaryoya... Hazır ‘Anneler Günü’ de gelmişken şöyle bir örnek vermek istiyorum. Mesela evde annenizin kalıplar kullanarak kurabiye yaptığını düşünün. Eğer kalıpta çatlak ya da pürüz olursa anneninizin yaptığı kurabiye için içtenlikle “Ellerine sağlık canım anneciğim.” diyemezsiniz. Yani ne siz memnun olursunu ne de anneniz. Senaryo da aynı şekilde. Kötü senaryo ne yönetmenini ne de izleyenlerini memnun eder. Son olarak şunu söylemek istiyorum, devir para devri. Onun için iyi bir yapımcı şirketle çalışmak gerekiyor elbette.

Ben de bu güzel Mim’i 3. sorunun cevabında da bahsettiğim Mersinli çok değerli sinema üstadım aynı zamanda ‘bodakedi.blogspot.com’un sahibi Serkan Murat Kırıkcı’ya devretmek istiyorum. Söz sende üstad...

0 yorum: