Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

10 Şubat 2008

Oyun Konsolundan Beyaz Perdeye

‘loading’ yazısını kısa bir süre bekledikten sonra aksiyonun yanında gerilimi yaşatmaya hazır bir ritimde müzikle açılır oyunun ilk sahnesi… Siyah takım elbisesi içinde sert ve ciddi bakışlı bir katil, Agent 47’den başkası değildir kendisi. Merkezden kurbanı için tanımlamaları ve bilgileri alır sonra tabiri yerinde ise dazlak ve barkod kafalı bir suliet önünde oyunun FPS sahneleri başlar…

Hitman, oyunu çıktığı ilk günden beri çok tutulan ve en çok oynanan PC ve PS oyunlarından biri olmuştur. Oyunu ilginç ve çekici kılan Agent 47 isimli eğitimli bir katildir. Diğer FPS oyunlarından farklı kılan özelliği, ajanımızın sürekli takım elbise giyiyor olması ve hiçbir zaman alımlı ve karizmatik duruşundan taviz vermeyerek kurbanlarını üstün yeteneğiyle öldürmesidir. Oyunun çıkan üst versiyonları giderek artan bir hayran kitlesine sahip olduğundan olsa gerek, Hitman’i beyaz perdeye taşımaya karar vermişler.

Yönetmenlik koltuğuna Xavier Gens’in oturtulduğu, Agent 47 rolü de Timothy Olyphant’a verildiği filmde ayrıca 22. Bond filmi olan ‘Quantum of Solace’ filminde Bond kızı rolünü kapan Olga Kurylenko ve ‘Prison Break’ dizisinden yabancı gelmeyen bir yüz, Robert Knepper ile aksiyon ve gerilim filmlerinde boy gösteren Dougray Scott da rol alıyor.

Film ajanların yetiştirildiği, sıkı ve taviz vermeyen disiplin kurallarıyla yönetilen bir kampta 47 numaralı ajanızımın nasıl yetiştirildiğini ve kafasına barkod dövmesinin nasıl yapıldığını gösteren sahnelerle başlıyor. Oradan çıkan ajanların beyinleri yıkanmış bir halde, soğuk kanlı birer seri katile dönüştüğünü görüyoruz. Cinsel anlamda istekleri bile olmayan ajanların tek yaptıkları iş, merkezden kurbanın tanımlamalarını alıp acımasız bir şekilde cinayet işlemektir.

Beklenildiği üzere karizmatik kahramanımız yanına bayan bir yoldaş bulur fakat bu bayan kurbanının eşidir. Bununla birlikte işin içinde anlaşılması kolay olmayan komplolar girer. Oyununu oynamayan izleyicilerin konsepti kesinlikle kolay anlayamayacağı ve ‘Bourne’ serisini andıran içeriğiyle film devam eder.

Film oyun tutkunları için sanki amacından sapmış gibidir. Klasik aksiyon filmlerinden farkı kalmamıştır. Oysaki bu filmi merakla bekleyenler sinefiller değil, oyunun hayranlarıdır. Sizlere aynı tarzda yani yine oyun konsolundan beyaz perdeye aktarılmış 2005 yapımı bir filmi hatırlatacağım. ‘Doom’ filmi de yine oyun severlere yönelik çıkarılmıştı ve bir nebze de olsa oyununu oynayanları tatmin etmişti. Çünkü film zaten bir bilim kurguya dayanıyordu ve bu sefer kahraman rolündeki Karl Urban filmde FPS sahnesi yaratılarak sanki oyundan bir parça haline dönüşmüştü. Bu sinefillerin de alışık olmadığı bir durumdu ve her iki tarafı da memnun etmiş oluyordu. Hitman filminde de en azından belli çatışmalarda FPS sahneleri kullanılarak filmi her iki taraf için de daha çekici kılabilirlerdi.

Başrol oyuncumuz Timothy Olyphant rolü için elinden gelenin fazlasını yaptığını inansam da bu rol için biçilmiş kaftan o değildi. Bir oyun severi olarak Timothy Olyphant’da Hitman ruhunu yakalayamadım. Daha sert bakışlı ve tavırları daha da ciddi olmalıydı ve fiziki olarak da Agent 47 için yanlış oyuncu seçimi olarak düşünüyorum. Ayrıca filmin müziğini neden oyundaki müzikle aynı yapmamışlar anlamadım. Girişte de söylediğim gibi oyunun müziği kesinlikle daha etkileyiciydi.

Gel gelelim filmdeki Türkiye mevzusuna. Nedendir bilinmez ki belki Rusya ile yakın dostluğumuz(!) yüzündendir, ajanımız bir cinayetini işlemek için İstanbul’a geliyor. Ve yine nedendir bilinmez Türkiye sahnesi açılır açılmaz cami figürü içinde sürekli ezan sesleri(!) Sanki Türkiye’de 24 vakit ezan okunuyor havası vermiş. Ayrıca sanki İstanbul’da mekan kalmamış, gitmişler Kapalı Çarşı’da sahne çekmişler. Kalabalık ve İstanbul’un en rahatsız edici mekanların birinde Türkiye’yi bu şekilde tanıtmaları ve Türkiye’yi gelişmemiş bir Ortadoğu ülkesine benzetmeleri ne yazık ki çok üzücü... Fakat sadece film için şu yanı güzeldi, Galata Kulesi’nin kırmızı koridorlarında sürekli dile getirdiğim FPS sahnesine yakın çekimler yapılmış ve beni o sahneler gerçekten etkiledi.

Hitman bitti yani şimdi? Kesinlikle hayır. Oyunlarını takip edenler de bilirler, Agent 47 tek serüvenle uslanmaz. Bu filmin devam filmi gelmeyecek, devam filmleri gelecek! Önümüzdeki devam filminde Agent 47’nin geçmişinde daha derinlere inilerek ve bazı şeyleri daha kolay anlaşılmasını sağlayacak bir macera seçeceklerine inanıyorum. Umarım bundan sonra ellerindeki sınırsız malzemeyi daha iyi değerlendirirler ve hem sinefiller hem de oyun severler için memnun edici filmlerle karşımıza çıkarlar…

0 yorum: