Kimdir… Sardunyayı yasemini,
Yasemini ve hanımelini sevmeyen
Sinema Haberleri Film Kritikleri
ÖZEL HABER – EXCLUSIVE
Sinemayadair.com 29. Uluslararası Film Festivali’ni yakından takip etmeye devam ediyor. Bugün yine Atlas Sineması’nda “Altın Lale” ödülü için yarışacak bir filmin gösterimi daha yapıldı. Çağan Irmak’ın son filmi ‘Karanlıktakiler’ festival izleyicilerinin beğenisine sunuldu.
Filmi izlemek için salona gelenler arasında Sümer Tilmaç gibi ünlü isimler de vardı. Film başlamadan önce salon girişine gelen filmin yönetmeni Çağan Irmak ve oyuncuları Erdem Akakçe ile Rıza Akın ayak üstü sohbet ettiler.
Film başlamadan önce kısa bir konuşma yapan Çağan Irmak, bayan oyuncuların henüz sinema salonuna gelemediklerini ve filmin bitiminde yine beraber olacağımızı söyledi.
Filmin sonunda ise yönetmen Çağan Irmak, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ve oyuncular Erdem Akakçe, Meral Çetinkaya, Derya Alabora ve Rıza Akın seyircilerin karşısına geçti.
Çağan Irmak film hakkındaki soruları yanıtladı. Bir seyircinin, “Filmin jenerik yazısının son harfi neden ters yazıldı?” sorusuna Irmak, “Anne ve oğul arada sıkışmış hissi vermek için” diye cevapladı. Ayrıca film için “Bir cehaletin İstanbul kültürüne tecavüzü söz konusuydu. Bir sürü ahlak kuralı sizi yargılayamaz, bu hayatı hafife alan bir filmdi” diye konuştu.
Ayrıca Çağan Irmak, ‘Karanlıktakiler’ filminin kendisinin önceki filmlerine nazaran daha az gişe yapmasının sebebi sorulduğunda, “Hayatımda hiçbir zaman gişeyi düşünerek film yapmadım” diye cevapladı. Hatta ‘Mustafa Hakkında Herşey’ filminin de gişede başarılı olamadığını fakat DVD satışları ve TV kanalları sayesinde pek çok kişiye ulaştığını hatırlatarak, onun için filminin hangi şekilde izlendiği değil, izlenip anlaşılmasının önemli olduğunu, o yüzden korsanın da umurunda olmadığını, yeter ki kaliteli bir kopya ile izlenmesini sözlerine ekledi.
Çağan Irmak ‘Karanlıktakiler’ için şimdiye kadar çektikleri arasında oyunculuk açısından “Master Class” filmi olduğunu ifade etti.
Üslup konusunda ise bazı açıklamalarda bulundu. Bazı yönetmenlerin belirli üsluplarının olmasını saygıyla karşıladığını fakat kendisinin böyle olmadığını belirterek, “Bazen çok büyük bir aşkla, bazen de çok büyük bir öfkeyle” filmleri çektiğini bu yüzden hikayenin üslubu belirlediğinin altını çizdi.
Filmin konusunda da geçen tecavüz olayı hakkında eskiden okuduğu bir yazıyı seyirciyle paylaştı, “Birinin elinin size dokunmasını istemiyorsanız, o el gerçekte size dokunmuş demek değildir”. Irmak ayrıca sesini yükselterek, “Kadına şiddeti yasaklıyorum!” diye konuştu.
Yönetmen Çağan Irmak, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki’ye övgülerde bulunarak, “Bu film Issız Adam’dan sonra beraber çalıştığımız ikinci film oldu. Beni filmi HD çekmem konusunda ikna etti. Filmi HD çektik ancak 35 çekiciliğinde oldu” diye konuştu. Yeni projesi ‘Prensesin Uykusu’ filminde de beraber çalışacaklarını sözlerine ekledi.
Irmak, yeni projesi ‘Prensesin Uykusu’ hakkında da bazı bilgiler verdi. “Issız Adam’da müzik vardı, bu filmde yoktu. Adından da anlaşılacağı gibi Prensesin Uykusu filminde yine müzikler ön planda olacak” diye konuştu. Ayrıca film için, “Varoş dünyadan bir Pamuk Prenses hikayesine döneceğiz” diye sevenlerini sabırsızlandırdı.
(Fotoğraflar: ADMİN)
29. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Altın Lale” ödülü için yarışacak filmler bugünden itibaren gösterime girmeye başladı. Yarışma bölümünden gösterilen ilk film ise Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği “Neşeli Hayat” oldu.
Atlas Sineması’nda aralarında Birol Güven’in de bulunduğu pek çok ünlü ve konuk salonu doldurdu. Yılmaz Erdoğan ise filmi izlemeyip, film bitiminde soruları yanıtlamak için salona giriş yaptı.
Film bitiminde filmden memnun kalan pek çok izleyici Yılmaz Erdoğan’a sorular yöneltti. Erdoğan bütün sorulara içtenlikle cevap vermeye çalıştı.
Yılmaz Erdoğan filmde kendisinin canlandırdığı ‘Rıza’ karakteri için, kendisini pek düşünmeyen, kendisinden feda etmeyi seven bir karakter olarak söz etti. Ayrıca günlük hayatta kendisinin çok kullandığı ‘godik’ kelimesi için de “adını bulamadığımız her şeye godik diyoruz biz” diye açıklama getirdi.
İzleyicilerin biri “Neden Noel Baba?” diye sorunca, Erdoğan: “pozisyonumuzu anlattığı için iyi bir seçim” diye cevap verdi.
Filmin Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak da kısa bir konuşma yaptı. İçbak, doğal mekanlarda çalışmanın zorluklarından bahsetti ancak bunun atmosfere katkısının olduğunu belirtti. Bunun üzerine Yılmaz Erdoğan, film için görüntü yönetmeninin önemli bir noktada yer aldığının altını çizerek, filmin 4. haftasından sonra flu olduğu anlaşılınca filmi yeniden çekmek zorunda kaldıklarını söyledi. Hatta bunun üzerine bir espiri yaparak, “biz filmi 2 kere çektik, siz de 2 kere izleyin” dedi.
Filmin oyuncularından Büşra Pekin, doğru rol ile doğru oyuncunun birleşmesiyle ortaya kötü bir iş çıkamayacağını belirtti.
(Fotoğraflar: ADMİN)
Mersin Sinema Derneği Akkuyu'da yapımı planlanan nükleer santrali sinema diliyle sorguluyor. Akkuyu nükleer santralini sinema diliyle sorgulamak amacıyla 'Kod: 16' adıyla 90 dakikalık bir sinema filminin çalışmalarına başlandı.
Kod 16, ucuz ve yüksek enerji kaynağı olarak lanse edilen nükleer sistemin aslında enerjide en sakıncalı bir durum olan dışa bağımlılığı da beraberinde getireceğine de dikkat çekiyor. Filmde, bölge kültür değerleri ve doğal yapısı da unutulmadı.
Projeyi ulusal bazda bir çok kişi ve kuruluşun görüşüne sunduklarını söyleyen yönetmen Korkmaz, bu konuda ilgilinin yüksek olmasının kendisini cesaretlendirdiğini ifade etti. Halen cast aşamasının ve storyboard çizimlerinin devam ettiği “Kod: 16” filmi için eylül başlarında motor denileceği belirtildi.
FİLMİN TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Mersin’in İlk Sinema Filmi “Kod: 16”
Mersin'in ilk sinema filmi olmaya aday Kod 16, günümüzde bir çok sinema filminin çekildiği 35 mm film kalitesinde kayıt yapan dijital kamera ile direk bilgisayar formatında kayıt edilecek. Kod: 16 filmi kurgu aşamasından sonra bir filmin sinema filmi olması için gerekli olan şartların temelini oluşturan 35 mm film formatına aktarılacak ve Mersin, Adana, Antalya, İstanbul, İzmir ve Ankara'da anlaşma yapılan sinema salonlarında özel gösterimlerde izleyici ile buluşacak.
Filmi taşıyacak bir kaç önemli karakterin dışında bütün karakter ve tiplemeleri bölge halkı canlandıracak. Projede rol alacak olan bölge halkından seçilecek oyuncular alanında uzman hocalar tarafından temel oyunculuk dersleri verilecek. Bunun dışında planlanan bir çok etkinlik ile bölge halkının projeye ilgisi çekilecek. Bir yandan da bölge halkının nükleer santral konusunda bilinçlenmesi sağlanacak.
Filmin İstanbul ve Ankara'da geçen sahnelerinin çekimleri o illerde kısa film çalışmaları yürüten ekiplerin desteği ile gerçekleşecek. Film müziği için ise Türkiye’nin çevre konusunda duyarlı önemli bir sanatçısı ile görüşmeler devam ediyor. Görüşmeler olumlu sonuçlanırsa izleyiciyi büyük bir sürpriz bekliyor. Özel efektler için profesyonel destek alınırken, teknik ekipmanlar İstanbul’da faaliyet yürüten profesyonel firmaların desteği ile giderilecek. Filmin 35mm’e aktarılması da yine bir firmanın desteği ile yapılacak. Akkuyu bölgesinde yapılacak olan çekimler 20 gün sürecek.
Film ile ilgili iletişim için mersinema@hotmail.com adresi kullanılabilirken 0534 738 49 07 nolu telefon üzerinde de iletişim sağlanabilir.
KOD: 16 FİLMİNİN SNOPSİSİ
Bölge halkının duyarsızlığı ve bölgede işsizlere iş kapısı olması umuduyla yetersiz kalan tepkiler ve Nükleer Santral lobisinin çabaları sonunda Akkuyu’da Nükleer santral kurulur. Ancak bölge halkının beklediği iş alanı bir türlü açılmaz. Santralin deneme çalışmaları sürerken çevrede bazı dikkatli gözlerin görebildiği olağan olmayan gelişmeler görülmeye başlar.
Kıyıya vuran ölü balıklar ve farklı deniz canlıları yanında bölgede yetiştirilen bazı ürünlerde de garip şekil bozuklukları görülür. Bölgede yaşayan çocuklar da alışıla gelmedik hastalıklar baş gösterir. Santralin kurulduğu kasabada oturan duyarlı bir genç olan Kadir ve çevreci bir profesör bu garip gelişmelerin peşine düşer. Ancak işler istedikleri gibi gitmez ve gizli bir yapının bu tür araştırmaları yapanlara karşı koyduklarını görürler ve santrale karşı araştırma yapanlar beklenmedik kazalara kurban gider.
Bölgede yaşayan ve nükleer santralde yapılmadan önce eğitim için yurt dışına giden Kadir’in abisi Birol bir grup arkadaşı ile tatil için köye gelir ve bir bilim adamı adayı olarak destekçisi olduğu nükleer enerjinin yaşadığı bölgeyi ne hale getirdiğini izlerken, kendisini olayların merkezinde bulur. Dünya enerji devlerinin kavgasının sonunda santralin güvenlikle ilgili şartlarına uyulmadığı anlaşılır. Nükleer Santral yapımını geçekleştiren lobinin TBMM'deki kolu işin açığa çıkmasıyla yön değiştirir. Gerçekleri kabul etmiş görünerek santral yapını üstlenen firmayı değiştirdiklerini, üretimin durduğunu ve bu konuda çok daha deneyim bir yeni firmanın tüm şartları yerine getireceğini resmi ağızdan ilan ederler.
Ancak firma resmen değişse de işleyiş değişmemiştir ve sağlıksız şartlarda santral çalışmaya devam eder. İlgili bakan TV'de açıklama yapar ve tüm söylentilerin yalan olduğunu, deneme üretiminin durduğunu söyler. Vatandaşlar bu açıklamayı dinlerken gök yüzünü bir kızıllık kaplar, kulakları sağır eden bir ses duyulur...
Haber: Serkan Murat KIRIKCI