Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

28 Şubat 2012

Bir Zamanlar Anadolu'da: Ceylan'ın En İyi Filmi

Sınav  dönemine yaklaşmak üzereyken izleme fırsatı bulduğum bir  NBC filmi. Her zaman olduğu gibi yine kendi sinemasal dilini ve görsel açıdan kusursuzluğunu bu filmde de yansıtmış. Daha önce “Üç Maymun” ile 61. Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü alan Nuri Bilge Ceylan  bu sefer “Bir Zamanlar Anadolu”da filmiyle 64. Cannes Film Festivali’nde juri büyük ödülünü kazanarak karşımıza çıkıyor.

Filmden bahsetmek gerekirse; bir doktor ile cinayet ile ilgili soruşturmayla ilgilenen savcının yarım günlük gerilimli hikayesi anlatılıyor. Film görsel açıdan kusursuz, bol bol diyaloglara yer verilmiş ve en dikkat çekici özelliği ise diyalogların doğal oluşu. Gene sekanslar uzun tutulmuş, bir çok şey diğer NBC filmlerinde olduğu gibi yine seyirciye bırakılmış, kısa mizahi öğelere yer verilmiş ve dramı gayet iyi bir şekilde aktarmıştır. Açıkçası NBC filmlerini izlemediyseniz öncelikle olarak onları izlemenizi öneririm çünkü NBC sinemasının ayrı bir dili var. Üç Maymun’daki görsel tekniği, dramatiği, sinematografiyi burada da görebilirsiniz. Benim düşünceme göre izlediğim en iyi NBC filmi bu diyebilirim. Olumsuz olarak yapabileceğim yorum ise sadece sürenin uzun olması ama o da çok göze batacak bir olumsuzluk değil, film kendini  izlettiriyor ve zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Savcı ile doktorun kendi iç hesaplaşmaları ve çözülmemiş cinayeti çözme aşamaları sizi  filme bağlayan en önemli unsurlardan.

Filmi izlemeyenlere bundan sonrasını filmi izledikten sonra okumalarını tercih ederim, çünkü bu paragrafta  film ile ilgili birkaç sahneden bahsedeceğim…

Konuya girmeden önce oyunculuklara da değineceğim. Taşrada polis memurunu oynayan Yılmaz Erdoğan rolünü çok iyi oynamış. Savcı rolüyle Taner Birsel gayet muhteşem bir performans  sergilemiş. Doktor rolünde oynayan Muhammed Uzuner de gayet iyi ama en çok beğendiğim filmde fazla rolü olmamasına rağmen Ercan Kesal’di. Muhtar  rolüyle döktürmüş, “oyuncu dediğin böyle olur” tabirini Ercan Kesal için kullanabiliriz. Konumuz üzere Ercan Kesal’in bulunduğu bir köy evi sahnesi var, açıkçası en etkilendiğim sahnelerden biri orası. Diyalogların doğal oluşunu yazının başında da bahsettim. Senaryo yazdığımdan dolayı diyaloglara bu kadar önem veriyor olabilirim ama köy evinde muhtar (Ercan Kesal), savcı (Taner Birsel) ve taşralı polis memuru (Yılmaz Erdoğan), katil (Fırat Tanış) hep birlikte masada oturup yemek yedikleri sahnede geçen diyaloglar gerçekten akıcı ve doğal.

Film  bir cinayetle ilgilenirken kahramanların kendi iç hesaplaşmalarıyla da ilgileniyor. Aslında ortada bir cinayet var ama herkes kendi derdinde mesajını sinema diliyle çok iyi aktarılıyor. Aslında filmde iki tane cinayet var, ilki gömülü bir ceset bir de intihar eden savcını karısı. Film ilk cinayet üzerinden gidiyor, gömülü bir cesedi bulmaya çalışıyorlar. Diğer cinayet ise ilk başlarda bize gösterilmiyor ama doktor ile savcı arasında geçen “intihar eden kadın” hakkında konuşulan diyaloglarda  savcının karısının olduğunu anlayabiliyorsunuz. Zaten bu da NBC filmlerinde olduğu gibi bu cinayeti anlamak ve çözmek seyirciye bırakılmış.

Senaryo ekibinde Nuri Bilge Ceylan’ın yanı sıra Ebru Ceylan ve Ercan Kesal de var. Bir dahaki projelerinde aynı senaryo ekibinin olmasını ümit ediyorum; ayrıca film 44. Siyad Ödülleri’nde en iyi film ve en iyi yönetmen dahil altı heykelcik kazanmıştır. NBC’nin  sinematografisiyle hazırlanmış bu başyapıtı kaçırmamanızı öneririm.

0 yorum: