Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

26 Şubat 2012

The Artist: Oscar’ın En Güçlü Adayı

Michel Hazanavicius yönetmenliğinde çekilen The Artist filmi, sessiz sinema dönemine duyulan saygıdan daha fazlası aslında: Sevgi ve kaybın göz kamaştırıcı hikayesi…

Son zamanlarda sinemanın kendi kendisini büyüleyici, sevimli, komik ve hareketli filmlerle kutluyor oluşuna tanık oluyoruz. The Artist filminden az bir süre önce vizyona giren Martin Scorsese yapıtı “Hugo” ile Fransa’da 19.yüzyıl sonlarında sinemanın oluşumu hakkında derin bir figür resmedilmişti aklımıza. Şimdi ise Fransız sinemacı Michel Hazanavicius tarafından aynı büyüyü tamamlayan ve Hollywood’da ses getiren bir eser - The Artist - iltifatları üzerine topluyor.

Zaman zaman film yapımcıları sessiz sinema filmlerini yeniden çekme girişiminde bulunuyorlar. Örneğin sessiz dönemde doğan Anthony Mann, 1960’lı yılların ortasında “The Heroes of Telemark” adlı savaş filmini diyalogsuz çekmeyi planlıyordu, ancak bir şekilde vazgeçirildi. Bundan on yıl sonra Mel Brooks komedi dalında etkili bir sessiz film çekti. Filmde konuşan tek kişi Marcel Marceau idi ve o da sadece "Non!" diyordu.

Hazanavicius, tüm bu örneklerden daha cesur ve özgün. The Artist filmi siyah beyaz çekilmiş, 1927 ile 1933 yılları arasını anlatan ve yakışıklı George Valentine (Jean Dujardin) ile yeni yıldız Peppy Miller (Bérénice Bejo) arasındaki ilişkiye odaklanan sessiz bir film. Filmin başlangıcında beyaz perdeye yansıtılan sessiz film ve filme eşlik eden dev bir orkestra yer alıyor. İşte bu dönem tarihinin özelliklerini yansıtan muhteşem sahne ile filme bağlanıveriyorsunuz. Ayrıca “Singin’ in the Rain” filmini hatırlatan dans sahneleri de büyülüyor adeta.

Bu seneki Oscar ödülleri için düşünülecek olursa, sinema tarihinin başlangıcını ve gelişimini yansıtması açısından akademi üyelerinin ilgisini çekecek iki film var önümüzde: “Hugo” ve “The Artist”. Genel olarak bakılırsa Hugo, Amerikalı bir yönetmenin elinden çıkan ve Fransız sinema tarihinin başlangıcını anlatan bir yapıt. The Artist ise benzer şekilde Fransız bir yönetmenin, Hollywood sinema tarihinde sessiz filmden sesli filme geçiş dönemini konu alıyor. Akademi üyelerinin takdiri ne yönde olur bilinmez ama, başka bir ulusun yani Fransızların Akademi üyelerinin kendi (Hollywood) sinema tarihini konu edinmeleri “The Artist”e 2012 Oscar En İyi Film Ödülü’nü getirebilir.

0 yorum: