Slumdog Millionaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Slumdog Millionaire etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2010

Beyoğlu'nda SİYAD Filmleri

Sinema Yazarları Derneği'nin (SİYAD) "2009 Yılının En İyi Yabancı Filmleri" seçiminden çıkan 20 filmin 10’u, “SİYAD’ın Seçtikleri” programının değişmez mekanı Beyoğlu Sineması’nda 11-24 Haziran tarihleri arasında sinemaseverlerin karşısına çıkıyor.

Beyoğlu’nun ‘sinemasızlaştırılması’na karşı tepkilerini her fırsatta dile getiren SİYAD, zor koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışan Beyoğlu Sineması’nı desteklediğini bu vesileyle bir kez daha gösteriyor.

Daha önceki yıllarda Ömer Kavur, Atıf Yılmaz gibi ustaların anısına düzenlenen programın bu yılki seçkisi, 2009’da kaybettiğimiz büyük usta Zeki Ökten’in anısına yapılıyor.

Bilet fiyatlarının tüm gün ve seanslarda 5 TL olacağı bu toplu gösterim sayesinde, İstanbullu sinemaseverler bu filmleri ilk kez ya da yeniden Beyoğlu Sineması'nda izleme fırsatını yakalayacak.

14 günlük toplu gösterimde izlenebilecek 10 filme baktığımızdaysa, SİYAD seçkisinde sinema sanatının usta işi yapıtlarının yer aldığını görüyoruz: “Açlık” (Hunger), “Yasak Bölge 9” (), “Avatar”, “Şampiyon” (The Wrestler), “Milk”, “Okuyucu” (The Reader), “Son Veda” (Okuribito), “Milyoner” (Slumdog Millionaire), “Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi” (Capitalism: A Love Story), “Küçük Deniz Kızı Ponyo” (Ponyo on the Cliff by the Sea).

23 Şubat 2009

81. Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu


EN İYİ FİLM
Slumdog Millionaire

EN İYİ YÖNETMEN
Danny Boyle (Slumdog Millionaire)

EN İYİ ERKEK OYUNCU
Sean Penn (Milk)

EN İYİ KADIN OYUNCU
Kate Winslet (The Reader)

EN İYİ YÖNETMEN
Danny Boyle (Slumdog Millionaire)

EN İYİ YARIMCI ERKEK OYUNCU
Heath Ledger (The Dark Knight)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU
Penélope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO
Dustin Lance Black (Milk)

EN İYİ UYARLAMA SENARYO
Simon Beaufoy (Slumdog Millionare)

EN İYİ ANİMASYON FİLM
Andrew Stanton (Wall-E)

EN İYİ KISA ANİMASYON FİLM
Kunio Kato (La Masion En Petit Cubes)

EN İYİ SANAT YÖNETMENİ
Donald Graham Burt (The Curious Case of Benjamin Button)

EN İYİ KOSTÜM
Michael O’Connor (The Duchess)

EN İYİ MAKYAJ
Greg Cannom (The Curious Case of Benjamin Button)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ
Anthony Dod Mantle (Slumdog Millionaire)

EN İYİ KISA FİLM
Jochen Alexander Freydank (Spielzeugland)

EN İYİ BELGESEL
James Marsh and Simon Chinn (Man On Wire)

EN İYİ KISA BELGESEL
Megan Mylan (Smile Pinki)

EN İYİ GÖRSEL EFEKT
Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton and Craig Barron (The Curious Case of Benjamin Button)

EN İYİ SES
Richard King (The Dark Knight)

EN SES MİKSAJI
Ian Tapp, Richard Pryke and Resul Pookutty (Slumdog Millionare)

EN İYİ KURGU
Chris Dickens (Slumdog Millionare)

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ
A.R. Rahman (Slumdog Millionare)

EN İYİ ŞARKI
“O Saya” A.R. Rahman and Maya Arulpragasam (Slumdog Millionare)

ÖZEL ÖDÜL
Jerry Lewis

EN İYİ YABANCI FİLM
Yojiro Takita (Departures-Japonya)

28 Ocak 2009

Sinema Oyuncuları Derneği Ödülleri

Amerika'da, televizyon ve sinemada yılın en başarılı isimlerinin ödüllendirildiği Sinema Oyuncuları Derneği Ödülleri (SAG Awards) önceki akşam Los Angeles'ta düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerine dağıtıldı. 1995 yılından beri düzenlenen törene, bu yıl Oscar'a da aday olan 'Slumdog Millionare' filmi damgasını vurdu ve sinemada 'En İyi Oyuncu Kadrosu' ödülünü aldı.


Sean Penn, 'Milk' filmiyle 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü aldı. Penn, teşekkür konuşmasında, "Biz aktörler olarak heteroseksüel ya da homoseksüelleri oynamayız. Biz insanı oynarız, önemli olan budur" dedi. 'Doubt' ile 'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü alan Meryl Streep ise ödül alacağına hiç ihtimal vermediğini belirterek şöyle konuştu: "Bu tören için bir elbise bile almamıştım, gerçekten şoktayım. Ödülü aldığım için çok mutluyum Adayların hepsi çok başarılılardı." Bu yıl Altın Küre'ye damgasını vuran Kate Winslet, geceden eli boş dönmedi. Güzel yıldız, 'The Reader' filmiyle 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu' seçildi. Winslet, "Bu yıl benim için sinemada olağanüstü bir yıl olarak geçiyor" dedi.


Fim Ödülleri

* En İyi Erkek Oyuncu Sean Penn 'Milk'
* En İyi Kadın Oyuncu Meryl Streep 'Doubt'
* En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Heath Ledger 'The Dark Knight'
* En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Kate Winslet 'The Reader'
* En İyi Oyuncu Kadrosu 'Slumdog Millionaire'

TV Ödülleri

* En İyi Erkek Oyuncu- Minidizi TV filmi Paul Giamatti 'John Adams'
* En İyi Kadın Oyuncu - Minidizi TV filmi Laura Linney 'John Adams'
* En İyi Erkek Oyuncu - Drama (TV) Hugh Laurie 'House'
* En İyi Kadın Oyuncu - Drama (TV) Sally Field 'Brothers& Sisters'
* En İyi Erkek Oyuncu - Komedi (TV) Alec Baldwin '30 Rock'
* En İyi Kadın Oyuncu - Komedi (TV) Tina Fey '30 Rock'
* En İyi Oyuncu Kadrosu- Drama (TV) 'Mad Men'
* En İyi Oyuncu Kadrosu- Komedi (TV) '30 Rock'
* En İyi Oyuncu Kadrosu- Minidizi/ TV filmi 'Heroes'
* Hayat Boyu Başarı Ödülü James Earl Jones. Sally Field

!f İstanbul Başlıyor!


Bu yıl sekizincisi düzenlenecek olan !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 12-22 Şubat tarihlerinde sizi bekliyor!

Türkiye’de bağımsız sinemanın ilk ve tek adresi olan !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, sekiz yıldır 70.000 kişilik izleyici kitlesiyle kültür sanat camiasının yakından takip ettiği, dünyanın her yanından farklı bakışları sinemaseverlerle buluşturan ve düzenlediği partiler, atölyeler ve çeşitli etkinliklerle programını zenginleştiren bir oluşum.

!f İstanbul’da bu yıl yine dünya festivallerinde birçok ödül kazanan filmin Türkiye prömiyeri yapılacak. Ayrıca !f’te gösterilecek filmlerden bazıları bu yıl 12 ayrı kategoride Oscar ödülü için yarışacak.

İşte festivalin Oscar'a aday filmleri:

SLUMDOG MILLIONAIRE (9 dalda aday)

THE WRESTLER / ŞAMPİYON (2 dalda aday)

MAN ON WİRE / TELDEKİ ADAM (1 dalda aday)

Bu yıl İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğiyle gerçekleşen festival, klasikleşen İstanbul mekanları Beyoğlu AFM Fitaş, AFM İstinyePark ve AFM Caddebostan Budak’a bu yıl bir yenisini ekliyor ve Beyoğlu Emek Sineması’na da taşınıyor. !f Ankara ise 26 Şubat – 1 Mart tarihlerinde Ankara AFM Cepa Sineması’nda izleyicisiyle buluşuyor.

!f Istanbul festival biletleri 1 Şubat’ta www.mybilet.com üzerinden ön satışta, 7 Şubat tarihinden itibaren Beyoğlu AFM Fitaş, AFM İstinyePark, AFM Caddebostan Budak, Beyoğlu Emek Sinemaları gişelerinde ve Capacity AVM, Cevahir AVM, Profilo AVM, Kanyon AVM, Erenköy, Ümraniye, Nişantaşı, Beyoğlu D&R’larda.

!f Ankara festival biletleri ise 15 Şubat’ta www.mybilet.com üzerinden ön satışta, 21 Şubat tarihinden itibaren Ankara AFM Cepa Sinemaları'nda ve Panora AVM’de.

Bu sene gnçtrkcll’liler, alışkanlık haline gelen “1 bilet alana 1 bilet bedava” avantajını festivalde de yaşıyor. gnçtrkcll’lilere festival boyunca, hafta içi gündüz tüm seanslarda, 2. bilet bedava.

Bilet Fiyatları:


İstanbul

Tam : 12 TL (Hafta içi 19.00 seansı ve sonrası ve hafta sonu)
Öğrenci : 10 TL* (Hafta içi 19.00 seansı ve sonrası ve hafta sonu)
Gala Seansları : 15 TL
Hafta içi Gündüz Gosterimleri : 7 TL

1-3 Şubat arası ön satışlar %10 indirim ile Mybilet'te.

Ankara

Tam :12 TL (Hafta içi 19.00 seansı ve sonrası ve hafta sonu)
Öğrenci : 10 TL* (Hafta içi 19.00 seansı ve sonrası ve hafta sonu)
Haftaiçi Gündüz Gösterimleri : 7 TL

15-17 Şubat arası ön satışlar %10 indirim ile Mybilet'te.

25 Ocak 2009

Sabah Gazetesi Oscar'ın Formülünü Çıkardı

"Pazar Sabah" yazarı Kaya Genç Oscar'a aday filmleri; 'ihtişam', 'popülerlik', 'ciddiyet' ve 'siyaset' katagorilerinde değerlendirerek her biri için bir 'sonuç' çıkardı. Oscar'a en yakın isim olarak "Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi"ni gören yazar, akademinin sinemaseverleri yanıltabileceği görüşüne de saygı duyuyor. İşte Oscar'ın formülü:

The Curious Case Of Benjamin Button



İhtişam
The English Patient
, Titanic, Shakespeare in Love, Gladiator, Chicago, The Lord of the Rings... Her biri yüz milyonlarca dolar harcanarak hazırlanan ve Akademi'nin çok sevip en iyi film sectiği bu büyük prodüksiyonların yanında 150 milyon dolarlık bütçesiyle mütevazi kalıyor gerçi ama The Curious Case of Benjamin Button 'epik' bir film. Bir hayatı bütünüyle anlatıyor, üstelik de yaşlı doğup gençleşen bir adamın öyküsünü.

Popülerlik
Brad Pitt'in her yaptığını merakla takip eden magazin basını elbette onun 'yaşlı bebek' fotoğraşarının üzerine atladı. Film dünya çapında 100 milyon dolar hasılat yaptı, New York Times'a göre hikâyenin uyarlandığı Scott Fitzgerald'dan çok Arjantinli felsefi hikâyeler yazarı Jorge Luis Borges'e borçluydu film.


Ciddiyet
1918'de, Birinci Dünya Savaşı'nın son gününde başlayan film 2005 yılına dek süren bir zamanı kapsıyor; her dönem büyük bir ciddiyetle anlatılmış. Zaten son filmi Zodiac'ta yö
netmen David Fincher 'dönem ruhu' yakalamakta Hollywood'un en yetenekli isimlerinden olduğunu kanıtlamıştı. Karşımızda ağırbaşlı ve Oscar'a yakışan bir film var kısaca.

Siyaset
Amerikan rüyasını heyecan verici bir ideal olmaktan çok peşinden koşanların hayatını kaydıran bir lanet olarak gören, Muhteşem Gatsby'nin yazarı olarak da hatırlayacağınız
Scott Fitzgerald, ABD'nin karanlık ruhu, yaralı vicdanı olarak optimist bir gelecek önermiyor doğrusu.

Sonuç
Oldukça yüksek. Yaşlandıkça gençle?en karakteri bir anlamda ABD demokrasisinin ihtiyacı olan metaforu sağlıyor. Filmin olağanüstü bir sinematografisi var ve David Finch
er'ın yaptığı bir filmin Oscar almasının zamanı geldi de geçiyor bile.

Frost/Nixon



İhtişam
Başkan Richard Nixon'ın en önemli özelliği renkli kişiliği değildi. Huzursuz, pasif agresif, karanlık bir karakterdi. Frost/Nixon ünlü televizyoncu David Frost'un Nixon'la 1977 yılında yaptığı söyleşileri anlatıyor. Bir nevi Uğur Dündar- Melih Gökçek durumu yaratan çekimler, bize siyaset ve medyanın girift ilişkilerini gösteriyor. 25 milyon dolarlık bütçesiyle bu 'siyasi dram' filmi epik boyutlarda bir hikâye anlatmasa da dönemin ruhunu iyi yansıtıyor.

Popülerlik
Henüz pek çok ülkede gösterilmedi, ABD'de de müthiş bir gişe yaptığını söylersek başımız ağrır. Daha gişede 10 milyon dolar sınırını aşamadı ama zaten yeni bir Lord of the Rings
vakası değil karşımızdaki. Eleştirmenler ise Frost/Nixon'ı çok övdü.

Ciddiyet
Hiç kuşkusuz yılın en ciddi filmi. Asık suratlılık seviyesinde bir ciddiyete sahip. Lakin bu aşırı ciddiyet ve fazla ABD iç siyasetini ilgilendiren konusu Oscar şansını azaltıyor. Kostümlerde, kullanılan eşyalarda, kameralarda ve televizyon görüntülerindeki gerçekçil
ik çok ciddiye alınmış, hoşumuza gitti.

Siyaset

Nixon bir sahnede "Amerikan başkanının yaptığı bir şey yasa dışı olamaz" diyerek
krallara has bir iktidara sahip olduğunu açık açık söylüyor. Oysa Obama'nın siyasette kurallara ve uluslararası anlaşmalara saygı dönemini yeniden başlatması bekleniyor ve şimdi Nixon gibi figürlere geçirme zamanı. Bu kategoriden artı puan alıyor yani.

Sonuç

Büyük bir sürpriz olmazsa zaten 2001'de A Beautiful Mind'la Oscar'ı alan Ron Howard'ın filmi aday gösterilmenin onuruyla yetinecek. Yine de belli olmaz: Amerikalılar aynı başkanı iki defa seçiyorsa Akademi de aynı yönetmene iki defa Oscar zevki yaşatabilir.


Milk



İhtişam
15 milyon dolar bütçeli Milk, Frost/Nixon'a oranla çok daha iyi gişe yaptı. Ne de olsa Gus Van Sant'in yeni filmi, ABD tarihinde gey olduğunu gizlemeden siyaset yapan
ve önemli bir konuma gelen ilk siyasetçinin, Harvey Milk'in öyküsünü anlatıyor ve ABD'deki gey komünite bu filmi heyecanla bekliyordu. Yalnızca onlar mı? ABD'nin çeşitliliğinin ve faşizminin çatıştığı müthiş bir öykü anlatan Milk, ülkenin sivil haklar tarihinin önemli bir sayfasını epik boyutlarda anlatıyor.

Popülerlik
Gus Van Sant'ın bugüne kadarki en popüler filmi Good Will Hunting, Oscar'la
ra en iyi film dalında aday olmuş ve 250 milyon dolar gişe yapmıştı. Milk ise şimdilik o kadar para getirecek gibi görünmüyor ama belli olmaz: Sean Penn, Josh Brolin gibi faktörleri hesaba katın. Zaten Obama da 70 milyon oy aldı.

Ciddiyet
20. yüzyılın en korkunç cinayetlerinden birine kurban giden Harvey Milk'i katleden Dan White idamla yargılandığı davada ömür boyu hapis almayı başarmış ve bir afla serbest kaldıktan iki hafta sonra da intihar etmişti. Filme göre White da gizli bir eşcinseldi; bu tema
yı işlerken Milk pek çok Gus Van Sant filminde olduğu gibi felsefi boyutlara ulaşıyor. Ama Oscar'lık bir film için yine de fazla ağır kaçabilir.

Siyaset
Siyaseten bundan doğru bir seçim olamaz. Sivil haklar çağında ihtiyacımız olan film, gerekli bütün bileşenlere sahip. Ancak biraz fazla marjinal bulunup Oscar'ı hak etmediğine karar da verebilirler. ABD demokrasisi bu, belli mi olur.


Sonuç

Babası Kenya'dan gelen bir siyahi başkan olabiliyorsa 'Derin Amerika'yı karşısına alan bir figürün hikâyesi de Oscar alabilir. Yine de iyimserliği ve 'wishful thinking'i bir kenara bırakırsak Benjamin Button kadar şanslı olmadığı ortada.


The Reader



İhtişam
İşte tarih, işte trajedi, işte epik, işte aşk, işte çelişki... İşte Oscar'lı film kuma
şından bir film; üstelik pek çok sürprizli ve ilginç yanı da var, ağırkanlı bir Hollywood prodüksiyonundan çok uzakta. Bernhard Schlink'in romanından uyarlanan The Reader 32 milyon dolara mal oldu. 1950'lerde başlayan hikâyemiz Soykırım, İmkansız Aşk, Hukuk gibi büyük temalar üzerine. Yönetmen de Billy Elliot ile 'popüler sanat filmi'nin formülünü yazan Stephen Daldry.

Popülerlik
Roger Ebert'a göre yılın en iyi filmlerinden biri; dünyanın dört bir yanında entelektüel sinema dergilerinin de bu film karşısında 'dibi düşmüş' durumda. Gişe hasılatı? 9 Ocak'ta ABD'de gösterime girdiği için henüz çok iyi değil ama bu Oscar ödülüyle değişebilir.


Ciddiyet

Türkiye'de de sevilen Okuyucu kitabının işlediği ağır temaları film başarıyla veriyor. Film Soykırım'la değil, 'Soykırım'ın gölgesinde yetişen kuşak'la ilgili. Üstelik kimlerin işbirlikçi kimlerin kahraman olduğu konusunda rahatsız edici sorular da içeriyor. Muhtemelen Akademi için fazla paradoksal, fazla entelektüel...

Siyaset

"Musevi soykırımı olmamıştır" diyen İran'ı ilk konuşmasında üstü kapalı biçimde uyaran Obama'nın da başkanlığı sırasında bolca işleyeceği temalar var filmde. Üstelik Musevi soykırımından bahsetmek büyük bir siyasi cesaret de gerektirmiyor.

Sonuç
Tarihi filmleri Akademi çok sever. Ama tarihselliği 'okumak, okumamak' gibi
entelektüel temalar üzerinden 'okuyan' bir film Akademi üyelerini ne kadar ilgilendirir bilemiyoruz. Ama tüm bu entelektüel görüntüsünün arkasında film tarihsel bir epiğin ihtişamına sahip ve Oscar yarışında sürpriz yapabilir.

Slumdog Millionaire



İhtişam
Trainspotting'in yönetmeni Danny Boyle'ın yeni filmi Slumdog Milloinaire 15 milyon dolara mal oldu. Şimdiden 50 milyon dolar hasılata yaklaşan yapım bütünüyle Hindistan'da geçiyor. Peki bu bir Arabistanlı Lawrence hikâyesi mi? Hayır, kahramanlar İngiliz de değil, Amerikalı da! Hindistanlı bir baş karakterin öyküsünü anlatan filmde Hollywood'un seveceği 'insan öğesi', 'epik hikâye' ve 'bilmediğimiz hayatın gerçekçi anlatımı' gibi özellikler var. Ama Akademi için fazla marjinal de kaçabilir.

Popülerlik
Gişesi iyi, eleştirmenler de Danny Boyle'un dönüş filmini sevdi. Kim 500 Milyar İster'in Hint versiyonunda en büyük ödül için yarışan karakterin öyküsü duyan herkeste (yarışmanın popülerliği yüzünden de biraz) izleme isteği uyandırıyor.

Ciddiyet
Trajik boyutları olan, Mumbai şehrinde, büyük bir fakirliğin hüküm sürdüğü mahallelerde geçen film Emile Zola'nın sosyal gerçekçi hikâyelerini akla getiriyor. Ama işin içinde ne Amerikan İç Savaşı ne de George Washington var. Akademi anlamakta zorlanabilir.

Siyaset
Neo-liberal dünyada mutlu olmaya çalışan fakir bir ülkenin yurttaşları... Boyle bize bu dünyanın gerçekçi bir portresini sunuyor. Yine de genel yapısı ve finaliyle hiç de 'rahatsız edici' olmayan bir film bu.

Sonuç
Pek çok kişi için 2009'un 'keşke o alsa ama alamaz ki!' filmi olacak. Trainspotting'den beri yeni bir başyapıt çekmesini bekleyen Boyle hayranları çok mutlu, anlıyoruz. Fakat bu Akademi'yi ne kadar ilgilendirir? Peki biz ne mi düşünüyoruz? Keşke Oscar'ı o alsa. Ama alamaz ki.


Kaya GENÇ

SABAH Gazetesi