Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

7 Temmuz 2010

Gidebildiğin Kadar Git...

SEVDİĞİM HER ŞEY

Jacek Borcuch tarafından yönetmenliği yapılan 2009 yapımı bir film olup İKSV film festivalinde seyirciyle buluşmuştur. Film, farklı sosyoekonomik konumda bulunan ve bir punk rock grubu kurma umudu taşıyan dört gencin hikayesini otobiyografik açıdan perspekte etmektedir. Yaşadıkları dönem Stalin'in Polonyayı işgal ettiği yıllara denk düşmektedir. Bu açıdan bir dönem filmi özelliği taşısa da retrospektif anlamda başarılı olduğu söylenemez. Babası bir deniz subayı olan Janek ve Staszek ile isyankar Kazik ve ülke koşulları düşünüldüğünde zengin bir aileye sahip olan Diabel yaptıkları dürüşt müziği herkese dinletmek isteğindedirler ancak içlerinde bulundukları dönem toplumun onları kabullenmesinin önüne geçmektedir. Komünizme karşıt söylemler içeren şarkı sözleriyle gençleri coşturmayı başarsalar da Rusya’nın işgali altında olmalarından mütevelli toplumun bir bölümü tarafından yadırganmaktadırlar. Nitekim, ironik bir durumdur da bu. Sebepleştirecek olursak bu dilemmayı, Rusya’nın eşitlikçi özgürlükçü söylemlerine, tüm hümanist öğretilerine karşıt işgal etmekten kaçınmayışını artı bir parantez olarak gösterebiliriz. Filmin sanat filmi kategorisinde bulunması istendiğinden olacak uzun süren sahneleri sıkça görmemiz mümkün örneğin filmin final kısmındaki yürüme sahnesi eminim birçok seyirci tarafından artık bitse de gitsek izlenimi uyandırmıştır. Bu tarz tekniklerin çok ince bir nüansı vardır ve doğru zamanı tutturmak çok önemlidir.

Filmi konu itibariyle değerlendirdiğimizde ise neredeyse tüm dönem filmlerinde olan hikayeyle karşılaşmamız mümkün. Nitekim Janek’in aşık olduğu kızın ailesi ve kendi ailesinin farklı ideolojik yaklaşımlarda bulunmaları bunun bir örneğidir. Film bu açıdan bakıldığında muhayyilelerden uzaktır yani klişedir. Tüm bunlara rağmen spontone bir yapım olduğu söylenemez. Film subliminal öğeler içermez bu yönüyle yönetmenin, konuyu filmde direkt olarak maskular kılmak istediği anlaşılmaktadır. Müzikle dolu hareketli bir film olan Sevdiğim Her Şey’de kalabalık sahnelerde kullanılan rabarbalar ölçülüdür. Ortalama bir film olmakla beraber jakobenizme göstermiş olduğu duruşla şık bir hal almıştır.

0 yorum: