Nar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2012

Röportaj: Ümit Ünal

31. İstanbul Film Festivali Ulusal Yarışma kapsamında gösterilen “Nar” filminin seans gösterimi sonunda filmin yönetmeni Ümit Ünal ve film ekibi seyircilerin sorularını yanıtladı. Genel olarak iyi yorumlar alan “Nar” filmi bitiminde alkışlarla karşılandı.

Film için sorulan önemli sorulardan bir tanesi; bu filmin “9“ ve “Ara” filmleri tarzında olup, tiyatral bir film yapılması amaçlanıp amaçlanmadığı idi. Yönetmenimiz  ise “mekanların kısıtlı oluşu ve diyaloglara dayalı bir film olduğu için tiyatral olarak algılanabilir; ama tiyatral bir film değil aslında” diye cevap verdi.

Filmin finalinin en çok sorulan sorulardan bir tanesi olduğunu belirten yönetmen, “Filmin sonunu size bıraktım, filmin cevabı filmin içinde; ama filmin manası benim için derinlerde yatıyor.” diyerek filme ne kadar önem verdiğini anlayabiliyoruz.

Bir de oyuncu seçimlerinin hepsine karar veren yönetmen, Asuman karakterini Serra Yılmaz için yazdığını belirtti.

“Carnage” filmiyle kıyaslanan Nar filmi için Serra Yılmaz, seyircilere çok güzel bir yanıt verdi; ”Film Carnage’den önce çekilmiştir. Bunu söylememim nedeni Carnage filmiyle kıyaslayanların olmasıdır”.

Ümit Ünal’ın bahsettiği en önemli noktayı; ”düşük bütçeli filmler çektiğin zaman maddi bakımdan fazla kayıp yaşamadığından dolayı özgürsün; ama büyük bütçeli filmler çektiğin zaman yapımcılar iyi niyetli olarak size karışıyorlar.” diyerek açıkladı.

Son olarak, merak edenler için filmin yapımcısı esprili bir dille filmin iş yapmadığını şu sözlerle dile getirdi: ”Festival dışında 8.500 kişi izledi, bu yüzden televizyona da satamadık, yani battık.”

Filmin on beş gün gibi kısa bir sürede çekildiğini, senaryo üzerinde  çok çalışılıp prova yapıldığını ve sette hiç sorun yaşanmadığını belirtelim.

Ekip seyircilerin sorularını yanıtladıktan sonra ben de Ümit Ünal’ı yalnız yakalayarak röportaj yapma fırsatı buldum.

Merhaba Ümit Bey. Öncelikle ben Sinemayadair.com’dan yazar Murat Boncuk. Size filmle ilgili birkaç sorum olacak; proje kafanızda nasıl şekillendi?
Ü.Ü: Çok uzun hikaye, nasıl anlatıyım şimdi? (gülerek) Film adalet duygusunun kaybını işliyor. Bu konu uzun zamandır kafamı meşgul ediyordu, onu işleyecek bir hikaye arıyordum ve ortaya işte böyle bir şey çıktı.

Peki bir daha ki projenizde Serra Yılmaz’ı görebilecek miyiz?
Ü.Ü: Neden olmasın? Serra’yı çok seviyorum. Mümkün olduğu sürece de filmlerimde oynatmayı düşünüyorum.

Peki bir daha ki projeniz yüksek bütçeli mi olacak, yoksa yine bu tarz bir film mi?
Ü.Ü: Şuan bilmiyorum; ama aklımda “Teyzem” filmini yeniden çekme fikri var.

Filmleriniz çok güzel. Bu filmin en iyi tarafı da kasvetli ve gerilim ortamını güzel yaratmanız. Peki son olarak, genç sinemacılara söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Ü.Ü: Genç sinemacıların farklı bir bakış açısından bakmayı ve farklı düşünmeleri gerekir. Herkes gibi aynı şeyleri söyledikleri zaman olmuyor, bu yüzden çok araştırıp çok okumanız lazım.

Sorularıma vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Hazırlayan: Murat Boncuk

15 Nisan 2012

Nar: Ümit Ünal Adaleti Sorguluyor

"Hepimiz nar taneleri gibi birbirinden ayrıyız: Hem çok benzeriz, hem de çok farklıyız. Ama açılmamış bir bütün nar gibiyiz aynı zamanda."

31. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen ulusal kategoride yarışan “Nar” filmi merakla beklediklerimin arasındaydı.

Atlas sinemasında seyircilerini ağırlayan film nar tanelerinin parçalanarak dağılışını gösteren güzel bir açılış yapıyor. Nar bir kadının kendi adaletinin peşine düşüşünü ve dört farklı insanları bir evde yarım gün gibi kısa bir sürede kurguluyor.

Yönetmenliğini Ümit Ünal’ın yaptığı filmde, başrolleri Ferzan Özpetek’in vazgeçmediği oyunculardan Serra Yılmaz, Erdem Akakçe, İdil Fırat ve İrem Altuğ paylaşıyor.

Ümit Önal’ın önceki çalışmalarından olan “9” ve “Ara” filmlerinde olduğu gibi bu filmde de kısıtlı mekan ve kısıtlı oyuncular içinde çekilmiş. Film gerilim ve kasvetli ortamı yaratmada hiç sıkıntı yaşamamış, hatta film izleyeni germeyi de başarmıştır.

Filmde dört farklı insanın -doktorun, oyuncunun, kapıcının ve falcının- hayatlarını ve yaşayış biçimlerini sorguluyor. Aynı şehirde yaşayan farklı tabaka insanları bir araya getirmiş ve onları kendi aralarında çatıştırmış.

Filmde yan hikayelerden bir tanesi kapıcının (Erdem Akakçe) çocukken yaşadığı deli bir kızla ilişkisi tatminkar bir sonuca bağlanmıyor, yan hikayeyi filmin bitimine kadar götürmüyor. Hemen merakımız sönüyor ve bu sefer ana hikayeye odaklanıyoruz.

Oyunculuklar iyi, Erdem Akakçe güzel bir şive yapmış. Serra Yılmaz ise rolü gayet güzel tabi, film başlarında rolüne biraz donuk başlasa da sonraları açılıyor ve bizi germeye başlıyor. O masum sıradan bir falcı kadından ürkmeye başlıyoruz.

Filmdeki karakterlerin sosyal rollerine ve yaşam tarzlarına göre değerlendirirsek eğer; Falcı Asuman (Serra Yılmaz) varoş yaşamın insanı olmakla beraber hayatı ev, kadın programları, dedikodular, aile ve çocuklar üzerine geçen sosyetelere fal baktırarak para kazanan birey, Kapıcı Mustafa (Erdem Akakçe) köyden kente “Şehrin taşı toprağı altın” diyerek İstanbul’a gelen ve yaşamını sürdürmek için kapıcılık yapan saf, sadık bir birey. Deniz (İrem Altuğ) karakteri ise kaliteli ve refah bir yaşam süren, yedirilen, giydirilen, kültürlü, okumuş, tiyatro oyuncusu olmaya çalışan bir öğrenci. Doktor Sema (İdil Fırat) ise kapitalizmi temsil eden bir çalışan, büyük paralar kazanan, itibarı, sosyal statüsü yüksek, kaliteli yaşam süren, yediren, giydiren, gezdiren bir bireyi temsil ediyor.

Ümit Ünal bahsettiğim şekilde bütün bu karakterleri tek bir çatı altında toplamış. Vicdanı, yaşamı, hayatın düzenini ve asıl teması olan adaleti sorgulamış. Kısıtlı mekanlarda geçtiği için derdini, imgelere değil de diyaloglara dökmüş.

Filmle ilgili en çok sorulan soru ise filmin sonunun ne anlama geldiğidir. Filmin sonunu bize kapalı bir şekilde aktarmış. Keşke filmi de anlatmak isteneni de biraz daha kapalı anlatsaydı çok daha güzel olabilirdi. Üstüne basa basa adaleti sorgulamış; ama yine de beğenerek izlediğim bir film oldu.

Filmin sonunu yorumlamadan önce; bu sefer Falcı Asuman olan Serra Yılmaz karakteri ile Deniz karakteri İrem Altuğ yer değiştiriyor. Serra Yılmaz Deniz karakterinin statüsünde İrem Altuğ ise Serra Yılmaz’ın falcı statüsünde ve olaylar en başından bir daha yaşanmaya başlıyor, tabi sonuna kadar değil. Bence  burada anlatılmak istenen en önemli fikir “Deniz karakteri falcı olsaydı Adalet karşısında ki tutumu ne olurdu?” sorusuna cevap vermek.