Beowulf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beowulf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2007

Ölümlü İsen Cesur Ol!

Kimse ölümsüz değildir… Fakat Beowulf cesurluğuyla ölümsüzlüğü hakeden bir kahraman. Özellikle Ortaçağ Avrupası’nda pek çok kahraman peyda olmuş, kötülerle savaşmak için halkın desteğini almış ve her seferinde iyiler yani kahramanımız kazanmış ve halkını kurtarmıştır. Çeşitli kahraman türleri vardır. Herkül ve Zeyna gibileri mitolojiden gelir; Batman ve Örümcek Adam gibileri ise şehir kahramanlarıdır ve çizgi romanlardan gelirler. Bizim kahramanımız Beowulf ise epik destanlara konu olmuş bir yiğittir hani bizim Kara Murat’ımız ve Malkoçoğlu’muz gibi…


Beowulf, ölümsüz olarak anılabilecek kadar cesur! Konusu itibariyle iyi bir malzeme… Bu malzemeyi sinemaya uyarlayarak çok iyi değerlendirmişler. Oyunculara bakınca, başrolde göze çarpan bir star yoktu fakat buna da gerek yoktu çünkü böyle kahramanlık rolleri için bence tanınmış bir yıldızın oynaması bir hatadır ki bu filmde Ray Winstone gerçekten Beowulf'un hakkını tamamen verdi. Oysaki daha önceki 1999 yapımı Beowulf’da “İskoçayalı”dan tanıdığımız Christopher Lambert ve 2005 yapımı Beowulf&Grendel filminde ise “300 Spartalı”dan tanıdığımız Gerard Butler kahramanımız olmuştu. Peki kaçımız bu filmleri biliyoruz?… Daha sonra Anthony Hopkins ve Angelina Jolie iki starımız için bu filmde rol dağılımı çok yerinde. Filme ilgi çekmek için starlar gerekir fakat film çok fazla bu starlar etrafında dönünce sıkıcı olabilir. Bu filmde böyle olmadığı için film tam tadında seyir aldı.


Peki başka kimlerdi bu malzemeyi iyi değerlendirip böyle tadında bir fantastik film ortaya çıkaran? Tabiki yapımcı yönetmenimiz Robert Zemeckis… Teknolojiyi sinemayla buluşturan isimlerdendir ki hatırlarsınız "Geleceğe Dönüş" 1985 yapımıdır. Daha çok gerilim türünde ürünler veren yapımcı yönetmenimiz, 2004 yılında Tom Hanks'in boşrol aldığı "Kutup Ekspresi" ile sinemaya teknolojiyi uyarlıyorum diye uyarı vermişti zaten. Ve 2007, Dünya'nın ilk uzun matrajlı 3 boyutlu sinema filmi!..


Ne yazık ki 3 boyutlu haliyle Türkiye’de sadece İstanbul ve Ankara’da çok az sinemada gösterime girdi. Sanırım Türkiye’de toplam sadece 4 sinema salonu 3 boyutlu sinema için bütçe ayırmış. Avrupa’da bu sayının 200 olduğunu okumuştum(!) Zaten Türkiye’de sinema sahipleri izleyici bulamadıkları için seansları iptal ediyorlar, 3 boyutlu sinema için bütçeyi nereden bulsunlar?(!)


Müzik kulağım pek iyi olmasa da filmin müzikleri beni pek etkilemedi. Fakat daha önce Robert Zemeckis’in bir kaç filminde de müzik adamlığını üstlenen isim, Alan Silvestri bu kadroda yerini almıştı… Yani aslında Alan Silvestri tanıdığım en iyi müzisyenlerden birisidir ki Geleceğe Dönüş ve Mumya gibi filmlerde yaptığı müzik beni çok etkilemiştir.


Ve film başladı… Sinbad’ımsı bir haliyle kahramanımız denizde, Hrothgar’ın krallığına gidiyor. Kralımız ise görülmeye değer, Anthony Hopkins, zafer nidaları atan bir sarhoş… Bu zafer nidaları Grendel’ın kulaklarına zarar vermiş olmalı ki yaratığımız hemen ortaya dalıveriyor ve şimdiden bir kaç kelle götürüyor. Kendinden emin adımlarla adamlarıyla birlikte kralın huzuruna gelen kahramanımız, Grendel’ı yeneceğine söz veriyor ve dediğini çıplak bir şekilde yapıyor! Bunun ödülü olarak kraldan altın bir kadeh kazanan savaşçımızın başı daha büyük bir tehlikede. Çünkü Grendel’ın annesi korkunç şeytan Angelina Jolie ki güzelliğiyle Beowulf’u baştan çıkarıyor. İşte her kahramanın aslında bir zayıf noktası bulunur tezi doğrulanıyor adeta. Bizim kahramanımızın da zayıf noktası güzel kadınlar…


Yaşasın yeni kralımız Beowulf! Böylelikle şeytan sözünü tutmuş oluyor. Beowulf’da korkunç bir yalan söylemek zorunda kalıyor. Fakat kral olmanın, bir kahraman için olunması geren en son şey olduğunu Beowulf ne yazık ki geç anlayacak…


Yıllar yıllar… Beowulf’un kadınlara olan zaafından taviz vermemiş olduğunu görüyoruz. Kraliçe’yi gözleri önünde aldatır durumda. Artık savaşlara bile kral olarak sadece at sırtında katılan ölümsüz savaşçımız, gün geçtikçe kahramanlığından bir şeylerin eksildiğinin farkına varır. Şeytana sözünün karşılığı olarak verdiği altın kadeh bir bataklıkta bulunur ve kahramanımız tekrar kahraman olmak için kolları sıvar! Tabiki geçmişte söylediği yalan içini kemirir durumdadır.


Savaşçı kralımız cesurluğundan hiçbir şey kaybetmemiştir. Ejderhayla bile korkusuzca savaşır ve halkını kurtarır. Bu sahnelerde güzel bir dram işlenerek film sonlanır tabiki güzel şeytanımızı filmin sonunda yeniden görüyoruz…


Film görsel olarak tamamen yeni bir çağ açmış, Robert Zemeckis yine bunun öncülüğünü yapmıştır. Film için görsel efekt ve animasyon departmanlarında yüzlerce kişi görev almış ve sonuç olarak bu görsel sinema şöleni ortaya çıkmış. Ölümsüzleşmenin tek yolu, işte cesur kahramanımız Beowulf! 3 boyutlu izleyenler için, Beowulf’a uzatılan mızraklara dokunmaya çalışmamanız dilekleriyle iyi seyirler…


BÖYLELİKLE İLK KRİTİĞİM HAYIRLI UĞURLU OLSUN! :)

16 Aralık 2007

Beowulf, Senin Elin Kanar Mı?


Hayatımız 'kahramanımızı' aramakla geçiyor. Birgün çıkıyor karşımıza o herşeyi değiştirmesini, güzelleştirmesini beklediğimiz 'kurtarıcımız'. Ancak çok geçmeden anlıyoruz ki; gözümüzde büyüttüğümüz, yücelttiğimiz hatta varlığından ötürü şükrettiğimiz bu 'kahraman'; aslında hataları, zaafları, kusurları olan; sadece biraz daha güçlü görünen ya da öyle görünmeye çalışan, bizim gibi biri...İşte Ölümsüz Savaşçı Beowulf'un hikayesi tam bu eksende gelişiyor.


Hangi dile, hangi kültüre ait olursa olsun, kahramanlık hikayeleri genelde birbirine benzer aslında. Ancak; güçlü, cesur ve inançlı olmak, halkı için kendini feda etmek gibi klişe temaların dışında, anlatmak istediği başka şeyler var Beowulf'un. Film, hop oturtup hop kaldıran, aksiyon dolu sahneleri ile izleyenlere sadece keyifli bir seyir vadetmekle kalmıyor; vurguladığı manevi değerler ile de benzerlerinden ayrılıyor.

Korkusuz ve güçlü savaşçı Beowulf; lanetlenmiş Kral Hrothgar ve halkını, canavar Grendel'in vahşetinden ve annesinin lanetinden kurtarmak için; batı edebiyatında 'ana rahmi' olarak yorumlanan denizin getirdiği bir kurtarıcı edasıyla, karaya adım attığı ilk gece, Grendel ile hiçbir silah kullanmadan, çırılçıplak savaşıyor ve aksiyonu bol sahneler sonrasında onu alt etmeyi başarıyor. Mutlu sona ulaşıldığını zannettiğimiz bu zafer sahneleri, aslında Beowulf'un esas savaşının başlangıcı oluyor.

Grendel gibi dev bir yaratığı yerle bir eden bu cesur savaşçı; zaaflarına yenik düşerek; Angelina Jolie'nin canlandırdığı hali ile pek bir seksi görünen; Grendel'in şehvetli annesinin davetkar oyunlarına kanıyor ve Kral Hrothgar'ın yıllar önce işlediği aynı hata yüzünden hayatını mahveden lanet bu defa Beowulf'a musallat oluyor. Kral Hrothgar, lanetten kurtulmanın verdiği huzurla, belki de hayatında ilk defa rahat bir nefes alıp, kendini uçurumdan aşağı denize bırakarak, ana rahmine geri dönüyor...Yaşasın yeni kralımız Beowulf!

Beowulf, kral olarak geçireceği ömrü boyunca peşini bırakmayacak lanete sebep olan 'kadın zaafı' ile barışık bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Başlarda gönlünü kaptırdığı, kendisine hediye edilen Kraliçe'nin dışında, genç bir sevgilisi de olan sadakatsiz kahramanımız, tabir-i caizse uslanmak bilmiyor. Dağları taşları delip geçecek güce sahip olduğuna inanan Beowulf'un; hiç çekinmeden, adeta doğru olduğuna inanarak söylediği yalanlar ve zamanla haddini aşıp 'kibir' derecesine yükselen özgüveni; bir halkı kurtarmayı başaran kahramanımızın kendi sonunu hazırlayan insani kusurları olarak göze çarpıyor. Hikayenin sonuna doğru, hatasını itiraf edecek hatta 'bu defa başaramayacağını' düşünecek kadar alçakgönüllü bir tablo çizen ölümsüz savaşçı Beowulf; insanoğlunun, hangi statüde olursa olsun, hata yapabileceğini, başarısız olabileceğini ve ismi çağlar boyunca yaşasa da, diğerleri gibi 'ölümlü' olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Bu açıdan Beowulf, tüm zamanlara hitap eden öğretileri ile eşsiz bir ibret hikayesi olarak değerlendirilebilir.

Okulda, İngiliz edebiyatının anonim eserlerinden biri olan Beowulf Destanı'nı incelerken; Beowulf'u Ray Winstone kadar yakışıklı ya da Grendel'in annesini Angelina Jolie kadar güzel hayal etmemiştim doğrusu. Beowulf'un sinema uyarlamasının en başta oyuncu kadrosu ile dikkat çekmeyi başardığı ortada. Üstelik oyuncuların, hikayenin efsanevi ve tarihi dokusunu zedelemeyen performansları ile takdire değer bir iş çıkarttıklarını da belirtmek gerek.

Filmin üç boyutlu olarak gösterildiği dev salonda; 3D teknolojisi sayesinde Grendel'a atılan mızraklar üzerimize geliyormuş gibi hissederken, kaç kişi yukarıda yazılanları düşündü, bilemiyorum...


Serkan TAVŞANOĞLU