Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

29 Nisan 2010

2. DVD – Film Ödüllü Soru Yarışması

Bağımsız sinema blogu Sinemayadair.com’un siz sinefiller için bir hediyesi var!

İkincisi düzenlenen DVD – Film ödüllü soru yarışmasının bu sefer ki ödülü, gişe rekoru kırdığı Güney Kore’den sonra dünyayı da ayağa kaldıran “The Host”.
Canavar filmlerinde yepyeni bir çığır açan The Host(Yaratık) filmi için bakın neler demişler:

“Gelmiş geçmiş en iyi canavar filmlerinden biri” – New York Magazine
"Son derece orijinal. Mutlaka görün" – Empire
“Alien’dan bu yana yapılmış en korkutucu canavar filmi” – Premiere
“Mükemmel bir film” – Mehmet Açar(Sinema Yazarı)

Eğer “The Host(Yaratık)” filminin orijinal DVD’sini kazanmak istiyorsanız, aşağıdaki sorunun doğru cevabını admin@sinemayadair.com e-posta adresine, AD – SOYAD – TELEFON – ADRES bilgilerinizle birlikte 9 Mayıs 2010 Pazar günü saat 18:00’a kadar göndermeniz gerekiyor.

2. DVD – Film Ödüllü Soru Yarışması” ödüllü sorusu:

Tüm dünyada rekorlar kıran canavar filmi ‘The Host(Yaratık)'ın Koreli yaratıcısının 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen yeni yapıtının ismi nedir?

Kazanan Yarışmacı 10 Mayıs 2010 Pazartesi günü blog ana sayfasında açıklanacaktır. Tüm soru ve görüşleriniz için admin@sinemayadair.com

*Orijinal DVD hediyesini doğru cevabı gönderenler arasından 1 kişi kazanacaktır. İletişim bilgilerini eksik gönderen katılımcılar değerlendirilmeye alınmayacaktır. Sinemayadair.com “2. DVD – Film Ödüllü Soru Yarışması” ile ilgili değişiklik yapma hakkını saklı tutar.™

27 Nisan 2010

2010 Blog Ödülleri'nde Yarışıyoruz!

BÖ! 2010'da Kültür-Sanat blogları kategorisinde 300'ün üstünde blog olması ve Sinema bloglarına ayrı bir kategori açılmaması sinema blogcularını umutsuzlaştırıyor. Fakat ben eminim ki ilk 3'e mutlaka bir sinema blogu girecek...


Yenilenen tasarımı, özgün içeriği ve yeni domainiyle Sinemayadair.com bu konuda çok iddaalı!


Bloguma vereceğiniz destek bu konuda 7. Sanata vereceğiniz destek olacağına inanıyorum.


2010 Blog Ödülleri - Efes Pilsen Kültür Sanat Blogları kategorisinde aday olan Sinemayadair.com'a destek vermek ister misiniz?


Öyleyse BURAYA tıklayarak oyunuzu kullanın…

26 Nisan 2010

İstanbul Film Festivali'nin Ardından...

Merhaba sinemasever dostlar. Geç de olsa arkamızda bıraktığımız 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde izlediğim filmlerin değerlendirmesini yaptım. Festival kapsamında izlediğim tüm filmlere 10 üzerinden puanlandırdım.

ANA (MADEO) – 9.5
AJAMI – 9.5
KADIN, SİLAH VE ERİŞTE (SAN QIANG PAI AN JING QI) – 9.0
KARANLIKTAKİLER – 9.0
BAL – 8.5
NEŞELİ HAYAT – 8.5
ÜSTÜNE ALINMA (RIEN DE PERSONNEL) – 8.5
BAY HİÇKİMSE (MR. NOBODY) – 8.5
AŞKIN SON MEVSİMİ (THE LAST STATION) – 8.0
CANLANDIRMA SİNEMASI: ESTONYA – 8.0
AKVARYUM (FISH TANK) – 7.5
ORİJİNAL ALTYAZILI (V.O.S.) – 7.5
ETEK GÜNÜ (LA JOURNEE DE LA JUPE) – 7.0
REZERVUAR KÖPEKLERİ (RESERVOIR DOGS) – 7.0
GREENBERG – 7.0
BÜYÜK HATA (CHLOE) – 6.5
KATLİAM (KINATAY) – 6.0

24 Nisan 2010

Fragman: The Expendables

Yönetmen: Sylvester Stallone

Vizyon: 13 Ağustos 2010

Sylvester Stallone’ın yazıp yönettiği, oyuncu kadrosu Sylvester Stallone, Jason Statham, Jet Li, Dolph Lundgren, Steve Austin, Mickey Rourke, Bruce Willis ve Arnold Schwarzenegger gibi aksiyon filmlerinin yıldızlarından oluşan “The Expendables” Amerika’da 13 Ağustos 2010 tarihinde vizyona giriyor.

Merakla beklenen “The Expendables” filminin fragmanını izleyin:

23 Nisan 2010

Eşrefpaşalılar: Fena Bir Film Değil

23 NİSAN'DA BLOGUM ÇOCUKLARIN!
Atatürk İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencisi Serdar Karadayı sinemada izlediği "Eşrefpaşalılar" filmini anlatıyor.

Ders çalışmaktan bunaldığım zamanlarda arkadaşlarımla sinemaya gidiyoruz. Artık genç bir delikanlı olduğum için ailemden izin almam zor değil. Hatta zaman zaman şehir dışında, komşu ilçelerde film izlediğim de oldu.

En son izlediğim filmin adı “Eşrefpaşalılar”dı. Ben daha çok korku filmlerini seviyorum ama bu da idare ederdi.

Sinemanın rahatlatıcı etkisi vardır bence. Herkes sinemaya gitmeli.

Serdar Karadayı

8-A

Maskeli Beşler Irak: Hiç Unutmayacağım

23 NİSAN'DA BLOGUM ÇOCUKLARIN!

Altınkent İlköğretim Okulu 4. sınıf öğrencisi Merve Genç sinemada izlediği "Maskeli Beşler Irak" filmini anlatıyor.

Benim adım Merve. Ben sinemada bir film izledim. Filmin adı Maskeli Beşler Irak. İzlediğimde şok oldum. Çünkü çok güzeldi ama yabancıların olmaması gerekiyordu. Olmasaydı daha güzel olurdu. Maskeli Beşler Irak'ta anlatılmak istenen şey, yabancıların Irak'tan ayrılmaları için uğraşıyorlar. Ben çok sevdim ve çok komikti. Film bittiğinde çok üzüldüm, çünkü çok güzeldi. Biraz daha bakmak isterdim ama Maskeli Beşler yani beş kişi iyi niyetli birileri. Fakat Irak'ı kurtarmak istiyorlar. Bu sinemayı çok sevdim. Hiç unutmayacağım.

Merve Genç

4-A

Herkes Sinemaya Gitsin

23 NİSAN'DA BLOGUM ÇOCUKLARIN!

Altınkent İlköğretim Okulu 5. sınıf öğrencisi Havva Kart sinemaya ilk gidişini ve neler hissetiklerini anlatıyor.

Ben ilk defa sinemaya gittim. Orada çok heyecanlanmıştım. Önce biraz korktum. Sonra salona girdik. Karşıma baktığımda koca bir perde. Sırayla dizilmiş sandalyeler... Herkesin elinde mısır, heyecanla filmin gelmesini bekliyordu. En sonunda ışık geldi ve film başladı. Ben hemen dikkatimi filme yoğunlaştırdım. Bence film o kadar da güzel değildi. Liselilere uygun düzeydeydi. Pek hoşuma gitmedi. Ama yine de sinemaya gittiğim için mutluyum. Yani herkese sinemaya gitmeyi öneriyorum.

HERKES SİNEMAYA GİTSİN

MUTLU OLSUN.

Havva Kart

5-A

20 Nisan 2010

Altın Lale Ödülleri

ULUSLARARASI YARIŞMA ALTIN LALE ÖDÜLÜ

Altın Lale Ödülü

THE MISFORTUNATES / ŞEYLERİN BOKTANLIĞI - Felix Van Groeningen

Jüri Özel Ödülü

SANDRINE KIBERLAIN (Matmazel Chambon)

ULUSAL YARIŞMA ALTIN LALE YARIŞMASI

Altın Lale En İyi Film Ödülü

VAVİEN - Yağmur Taylan ve Durul Taylan

En İyi Yönetmen Ödülü

MİRAZ BEZAR (Min Dît - Ben Gördüm)

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

ŞENAY ORAK (Min Dît - Ben Gördüm)

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü

TANSU BİÇER (Beş Şehir)

En İyi Senaryo Ödülü

ENGİN GÜNAYDIN (Vavien)

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü

BARIŞ ÖZBİÇER (Bal)

En İyi Müzik Ödülü

MUSTAFA BİBER (Min Dît - Ben Gördüm)

Jüri Özel Ödülü

BAL - Semih Kaplanoğlu

AVRUPA KONSEYİ SİNEMA ÖDÜLÜ, "FACE"

FACE Ödülü

AJAMI - Scandar Copti ve Yaron Shani

Jüri Özel Ödülü

THE DAY GOD WALKED AWAY / TANRININ GİTTİĞİ GÜN - Philippe van Leeuwe

FIPRESCI ULUSLARARASI SİNEMA ELEŞTİRMENLERİ DERNEĞİ ÖDÜLLERİ

Uluslararası Yarışma'da FIPRESCI Ödülü

MADEMOISELLE CHAMBON / MATMAZEL CHAMBON - Stéphane Brizé

Ulusal Yarışma'da FIPRESCI Ödülü

VAVIEN - Yağmur Taylan ve Durul Taylan

RADİKAL HALK ÖDÜLÜ

Uluslararası Yarışma

ANNEMİ ÖLDÜRDÜM - Xavier Dolan

Ulusal Yarışma

BAL - Semih Kaplanoğlu

23 Nisan'da Çocuklar Yazıyor!

Geçen sene olduğu gibi, bu sene de Sinemayadair.com 23 Nisan'da sadece çocukların!

Siz de çocuğunuzun ya da bir yakınınızın çocuğunun 23 Nisan'da Sinemayadair.com'da yazar olmasını istiyorsanız; çocuğun yazmış olduğu 'sinema hakkındaki duygu ve düşüncelerini ve/veya sinemada izlemiş olduğu bir film hakkındaki görüşlerini' anlatan bir kompozisyonu admin@sinemayadair.com e-mail adresine gönderin.

Ebeveynler ya da sorumlu büyükler, çocukların yazmış olduğu yazıyı en geç 23 Nisan 2010 saat 12:00'a kadar; çocuğun okulunu, sınıfını ve yaşını da belirterek Sinemayadair.com'a ulaştırmış olmaları gerekmektedir.

Hepinizin '23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' kutlu olsun!

17 Nisan 2010

Semih Kaplanoğlu 'Bal' ile Festivalde

ÖZEL HABER – EXCLUSIVE

Bugün 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde “Ulusal Altın Lale” ödülü için yarışacak son film olarak 60. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” ödülünü kazanan ‘Bal’ın gösterimi yapıldı.

Filmi izlemeye gelenler arasında oyuncu Nejat İşler ve bazı ünlü isimler de vardı. Filmin yönetmeni Semih Kaplanoğlu seans öncesi tüm teknik ekibi tek tek sahneye davet ederek onlara teşekkür etti. Filmin küçük oyuncusu Bora Altaş da gösterime gelen isimler arasındaydı.

Semih Kaplanoğlu ‘Bal’ filmi ile Yusuf üçlemesini tamamlamış oldu.

Film bitiminde ise yönetmen Kaplanoğlu ve ekibi soruları yanıtlamak için tekrar sahneye çıktılar. Yönetmene İngiliz romantizmin etkisinde kalıp kalmadıkları yönündeki soruya “Şiir beni besleyen ana damardır” diye cevap veren Semih Kaplanoğlu ayrıca bir seyircinin ses ve bellek ile ilgili sorusuna şu şekilde yanıt verdi, “Mekanlara gittiğimde sadece görüntü ile değil, sesle de ilgileniyorum. Doğal sesleri kullanmaya özen gösteriyorum. Bu sesler bizi yorgan gibi sarsın, filmin içine çeksin istiyorum”. Ayrıca filmlerinde müzik kullanmadığını belirten Kaplanoğlu, sesleri müzik gibi kullanmaya çalıştığını ifade etti.

Bir seyircinin Yusuf üçlemesi filmlerinin geriye doğru aktığını belirterek, “İmkanınız olsa bu üçlemeyi ters sırayla çekmeyi düşünür müydünüz?” sorusuna yönetmen, “Bu filmle ruhun derinliklerine seyahat ettim. Bu dünyaya ne ile geliyoruz, içimizde ne var… Başarı kelimesini fazla sevmem ancak böyle bir şey varsa bunu biraz yapabildiğimi düşünüyorum. Her şey ruha yaklaşma çabasıydı. Başlangıç noktasından geldiğim yere ulaşabildiğimi düşünüyorum” diye cevap verdi.

Emek Sineması’na destek verelim!

Yönetmen Semih Kaplanoğlu, yıkılmak üzere olan Emek Sineması için Pazar günü Taksim'de yapılacak yürüyüş için tüm sinemaseverlere çağrıda bulundu. Bu tür mekanların bu gibi güzel sinema buluşmalarını sağlayacak yapıda olduğunu belirterek, bunun sinemaya yapılan küçültücü ve aşağılayıcı bir hareket olduğunu vurguladı.

(Fotoğraflar: ADMİN)

12 Nisan 2010

Çağan Irmak'tan Karanlıktakiler

ÖZEL HABER – EXCLUSIVE

Sinemayadair.com 29. Uluslararası Film Festivali’ni yakından takip etmeye devam ediyor. Bugün yine Atlas Sineması’nda “Altın Lale” ödülü için yarışacak bir filmin gösterimi daha yapıldı. Çağan Irmak’ın son filmi ‘Karanlıktakiler’ festival izleyicilerinin beğenisine sunuldu.

Filmi izlemek için salona gelenler arasında Sümer Tilmaç gibi ünlü isimler de vardı. Film başlamadan önce salon girişine gelen filmin yönetmeni Çağan Irmak ve oyuncuları Erdem Akakçe ile Rıza Akın ayak üstü sohbet ettiler.

Film başlamadan önce kısa bir konuşma yapan Çağan Irmak, bayan oyuncuların henüz sinema salonuna gelemediklerini ve filmin bitiminde yine beraber olacağımızı söyledi.

Filmin sonunda ise yönetmen Çağan Irmak, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki ve oyuncular Erdem Akakçe, Meral Çetinkaya, Derya Alabora ve Rıza Akın seyircilerin karşısına geçti.

Çağan Irmak film hakkındaki soruları yanıtladı. Bir seyircinin, “Filmin jenerik yazısının son harfi neden ters yazıldı?” sorusuna Irmak, “Anne ve oğul arada sıkışmış hissi vermek için” diye cevapladı. Ayrıca film için “Bir cehaletin İstanbul kültürüne tecavüzü söz konusuydu. Bir sürü ahlak kuralı sizi yargılayamaz, bu hayatı hafife alan bir filmdi” diye konuştu.

Ayrıca Çağan Irmak, ‘Karanlıktakiler’ filminin kendisinin önceki filmlerine nazaran daha az gişe yapmasının sebebi sorulduğunda, “Hayatımda hiçbir zaman gişeyi düşünerek film yapmadım” diye cevapladı. Hatta ‘Mustafa Hakkında Herşey’ filminin de gişede başarılı olamadığını fakat DVD satışları ve TV kanalları sayesinde pek çok kişiye ulaştığını hatırlatarak, onun için filminin hangi şekilde izlendiği değil, izlenip anlaşılmasının önemli olduğunu, o yüzden korsanın da umurunda olmadığını, yeter ki kaliteli bir kopya ile izlenmesini sözlerine ekledi.

Çağan Irmak ‘Karanlıktakiler’ için şimdiye kadar çektikleri arasında oyunculuk açısından “Master Class” filmi olduğunu ifade etti.

Üslup konusunda ise bazı açıklamalarda bulundu. Bazı yönetmenlerin belirli üsluplarının olmasını saygıyla karşıladığını fakat kendisinin böyle olmadığını belirterek, “Bazen çok büyük bir aşkla, bazen de çok büyük bir öfkeyle” filmleri çektiğini bu yüzden hikayenin üslubu belirlediğinin altını çizdi.

Filmin konusunda da geçen tecavüz olayı hakkında eskiden okuduğu bir yazıyı seyirciyle paylaştı, “Birinin elinin size dokunmasını istemiyorsanız, o el gerçekte size dokunmuş demek değildir”. Irmak ayrıca sesini yükselterek, “Kadına şiddeti yasaklıyorum!” diye konuştu.

Yönetmen Çağan Irmak, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki’ye övgülerde bulunarak, “Bu film Issız Adam’dan sonra beraber çalıştığımız ikinci film oldu. Beni filmi HD çekmem konusunda ikna etti. Filmi HD çektik ancak 35 çekiciliğinde oldu” diye konuştu. Yeni projesi ‘Prensesin Uykusu’ filminde de beraber çalışacaklarını sözlerine ekledi.

Irmak, yeni projesi ‘Prensesin Uykusu’ hakkında da bazı bilgiler verdi. “Issız Adam’da müzik vardı, bu filmde yoktu. Adından da anlaşılacağı gibi Prensesin Uykusu filminde yine müzikler ön planda olacak” diye konuştu. Ayrıca film için, “Varoş dünyadan bir Pamuk Prenses hikayesine döneceğiz” diye sevenlerini sabırsızlandırdı.

(Fotoğraflar: ADMİN)

Neşeli Hayat ve Yılmaz Erdoğan

ÖZEL HABER – EXCLUSIVE

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Altın Lale” ödülü için yarışacak filmler bugünden itibaren gösterime girmeye başladı. Yarışma bölümünden gösterilen ilk film ise Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği “Neşeli Hayat” oldu.

Atlas Sineması’nda aralarında Birol Güven’in de bulunduğu pek çok ünlü ve konuk salonu doldurdu. Yılmaz Erdoğan ise filmi izlemeyip, film bitiminde soruları yanıtlamak için salona giriş yaptı.

Film bitiminde filmden memnun kalan pek çok izleyici Yılmaz Erdoğan’a sorular yöneltti. Erdoğan bütün sorulara içtenlikle cevap vermeye çalıştı.

Yılmaz Erdoğan filmde kendisinin canlandırdığı ‘Rıza’ karakteri için, kendisini pek düşünmeyen, kendisinden feda etmeyi seven bir karakter olarak söz etti. Ayrıca günlük hayatta kendisinin çok kullandığı ‘godik’ kelimesi için de “adını bulamadığımız her şeye godik diyoruz biz” diye açıklama getirdi.

İzleyicilerin biri “Neden Noel Baba?” diye sorunca, Erdoğan: “pozisyonumuzu anlattığı için iyi bir seçim” diye cevap verdi.

Filmin Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak da kısa bir konuşma yaptı. İçbak, doğal mekanlarda çalışmanın zorluklarından bahsetti ancak bunun atmosfere katkısının olduğunu belirtti. Bunun üzerine Yılmaz Erdoğan, film için görüntü yönetmeninin önemli bir noktada yer aldığının altını çizerek, filmin 4. haftasından sonra flu olduğu anlaşılınca filmi yeniden çekmek zorunda kaldıklarını söyledi. Hatta bunun üzerine bir espiri yaparak, “biz filmi 2 kere çektik, siz de 2 kere izleyin” dedi.

Filmin oyuncularından Büşra Pekin, doğru rol ile doğru oyuncunun birleşmesiyle ortaya kötü bir iş çıkamayacağını belirtti.

(Fotoğraflar: ADMİN)

11 Nisan 2010

Emek Sineması Hala Burada!


Önce Beyoğlu sonra Alkazar şimdi de Emek Sineması… Buram buram nostalji ve tarih kokan klasik sinema salonlarımız birer birer kapanıyor. Peki neden? Ya ekonomik güçlükleri aşamadıklarından ya salonun ilerleyen yaşıyla birlikte gelen yapısal sorunlardan dolayı ya da yerlerine alışveriş merkezi açmak için!

Özellikle film festivallerinin ana mekânlarından biri olan Emek Sineması 9 aydır kapalı. Salonun bulunduğu Yeşilçam Sokak karanlığa gömüldü. İstiklal Caddesi’nde 1924 yılından bu yana 875 kişilik kapasitesiyle faaliyet yürüten Emek Sineması’nın yerine alışveriş merkezi yapılacak.

Dün akşam yine Emek Sineması'ndaydık. Melek Sineması plaketinin üstüne Yıktırmıyoruz! plaketimizi astık.


Gelecek haftasonu tekrar Emek'teyiz. İstanbul'u Belediye'ye, Kültür Bakanlığı'na, Çalık'a, Demirören'e bırakmıyoruz!

Siz de destek vermek istiyorsanız:

http://www.emeksinemasiniyasatalim.org/

(Fotoğraflar: ADMİN)

6 Nisan 2010

Emek'e Saygı

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı,

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na,

Biz aşağıda ismi bulunan, sinemaseverler, festivalseverler ve kültürel mirasımıza sahip çıkmak isteyenler olarak 86 yıllık geçmişiyle, anılarımızın, gençliğimizin, kültürümüzün, sinemamızın içinde büyük bir yer eden, Yeşilçam sokağındaki tarihi Emek Sinemasının kapatılmasına ve yıkılmasına karşıyız.

Nihai çözüm Emek Sineması'nın, Türk ve dünya sinemasının festivallerde gösterilen seçkin örneklerini seyircilerle buluşturan, Türk ve yabancı yönetmenler ve oyuncuların katılımıyla film sonrası söyleşileri düzenleyen, belirli haftalarda yeni Türk yönetmenlerine, sinema öğrencilerine ve yetenekli kısa filmcilere eserlerini gösterme imkanı sağlayan, sinema sarayı geçmişine ve binasına, Türkiye'nin sembol sineması olma özelliklerine yaraşır bir sinema ve film merkezine dönüştürülmesi, kısaca Emek Sineması ve Film Merkezi olmasıdır.

Saygılarımızla,


Yukarıdaki metni onaylıyorsanız ve siz de adınızın, soyadınızın ve mesleğinizin onaylayanlar listesinde yer almasini istiyorsanız lütfen ad, soyad ve mesleğinizi bir e-mail ile

onay@emeksinemasiniyasatalim.org

adresine yollayınız. E-mail adresiniz gizli tutulacaktır. 18 yaşını doldurmuş olmanız gerekir. Üniversite öğrencileri, üniversitelerinin isimlerini ve bölümlerini de yazabilirler.

İstanbul Film Festivali'nden Kaçırılmayacak Filmler


AJAMIScandar Copti & Yaron Shani

AKVARYUM (FISH TANK) – Andrea Arnold

ANA (MADEO) – Bong Joon-Ho

ANNEMİ ÖLDÜRDÜM (J'AI TUÉ MA MÈRE) – Xavier Dolan

AŞKIN SON MEVSİMİ (THE LAST STATION) – Michael Hoffman

BALSemih Kaplanoğlu

BAY HİÇKİMSE (MR. NOBODY) – Jaco Van Dormael

BÜYÜK HATA (CHLOE) – Atom Egoyan

CANLANDIRMA SİNEMASI: ESTONYA Priit Pärn

ETEK GÜNÜ (LA JOURNEE DE LA JUPE) – Jean-Paul Lilienfeld

GREENBERGNoah Baumbach

KADIN, SİLAH VE ERİŞTE (SAN QIANG PAI AN JING QI)Zhang Yimou

KARANLIKTAKİLERÇağan Irmak

KATLİAM (KINATAY) – Brillante Mendoza

KONTROL LİMİTLERİ (THE LIMITS OF CONTROL) – Jim Jarmusch

NEŞELİ HAYATYılmaz Erdoğan

ORİJİNAL ALTYAZILI (V.O.S.) – Cesc Gay

REZERVUAR KÖPEKLERİ (RESERVOIR DOGS) – Quentin Tarantino

ÜSTÜNE ALINMA (RIEN DE PERSONNEL) – Mathias Gökalp

YEDİNCİ KITA (DER SIEBENTE KONTINENT) – Michael Haneke

3 Nisan 2010

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali Başladı!

Sinemaseverlerin bütün bir yıl heyecanla bekledikleri Uluslararası İstanbul Film Festivali, bu yıl 29. kez izleyicileriyle buluşuyor. Lütfi Kırdar Uluslararası Sergi ve Kongre Sarayı'nda görkemli bir törenle açılan festival, renkli programıyla, yine film ve sanatla dopdolu geçecek iki hafta vaat ediyor.

Sunuculuğunu Ceyda Düvenci ve Yetkin Dikinciler'in üstlendiği açılış töreni boyunca Fatih Erkoç ve Kerem Görsev izleyicilere film şarkılarından derlenmiş renkli bir program sundu. Tören boyunca iki kez sahne alan ikili "Moon River", "Somewhere Over The Rainbow", "Smile" ve "Fly Me To The Moon" şarkılarını seslendirdi.

Tören, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı'nın konuşmasıyla başladı. Ardından, altıncı kez Festival Sponsorluğu'nu üstlenen AKBANK Genel Müdürü Ziya Akkurt ile Festival'e en büyük katkıda bulunan sponsorların temsilcilerine İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından birer teşekkür plaketi sunuldu. Plaketleri Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı takdim etti.

"Sinema Onur Ödülleri" Mevlüt Koçak, Feyzi Tuna ve Kadir İnanır'a verildi.

Uluslararası İstanbul Film Festivali tarafından her yıl verilen "Sinema Onur Ödülleri" bu yıl Türk sinemasına yıllar boyu emek vermiş üç değerli sanatçıya takdim edildi;
- Masumiyet, Anayurt Oteli, Gizli Yüz, Akrebin Yolculuğu, Salkım Hanımın Taneleri gibi filmleriyle 200'e yakın filmde imzası bulunan, sinema dilinin temelini oluşturan kurguya yıllarını adayan ve ardından takipçiler yetiştiren kurgu ustası Mevlüt Koçak,
- Türk sinemasında, 1964 yılında başladığı kariyerinde, önceleri tür filmlerine ağırlık veren, daha sonra Sabahattin Ali'den Selim İleri'ye, Necati Cumalı'dan Osman Şahin'e önemli yazarlarımızı başarıyla beyazperdeye uyarladığı filmlerle unutulmazlar arasına yerleşen Feyzi Tuna,
- Kırk yılı aşan kariyerine sığdırdığı 183 filmiyle sinemaseverlerin belleğine kazınan kahramanları canlandırarak gerçek bir yıldıza dönüşen Kadir İnanır aldılar.

Mevlüt Koçak ödülünü Nurgül Yeşilçay'ın elinden alırken Feyzi Tuna'ya ödülünü Fatma Girik takdim etti. Kadir İnanır'a ise ödülünü Zuhal Olcay verdi.

Marco Bellocchio'ya "Yaşamboyu Başarı Ödülü"

Sinemaseverlerin Günaydın, Gece filmiyle yakından tanıdığı, İtalyan sinemasının önde gelen yönetmen, senaryo ve oyuncusu Marco Bellocchio festivalin açılış konuğuydu. İlk filmi Cepteki Yumruklar ile uluslararası alanda tanınan, 70 yaşını aşmasına rağmen hala kuşağının en genç sinemacılarından biri sanılan ünlü İtalyan sinemacı Marco Bellocchio'ya İstanbul Film Festivali'nin "Yaşamboyu Başarı Ödülü" verildi.

Marco Bellocchio'nun, Mussolini'nin hiçbir zaman kabul etmediği gayrimeşru oğlunun annesi Ida Dalcer'in gerçek öyküsünü anlattığı bol ödüllü son filmi Yenmek, Festival kapsamında izleyiciyle buluşacak.Yenmek'in 3 Nisan Cumartesi günü saat 16.00'da Atlas Sineması'nda gerçekleşecek gösterimine Marco Bellocchio da katılarak izleyicilerle buluşacak.

Törenin ardından Radu Mihailenau'nun Fransa'da gişe rekorları kıran filmi Paris'te Son Konser / The Concert başladı. Filmin başrol oyuncusu Alexei Guskov da gecenin konukları arasındaydı.

NTV tarafından canlı yayınlanan İstanbul Film Festivali Açılış Töreni'ni salonda yaklaşık 2.000'i aşkın kişi izledi.