Ara Verdik

Sinemayadair.com web hosting problemleri sebebiyle uzun bir süre yayınlarına ara vermek zorunda kalmıştı. Bu durumdan dolayı tüm Sinemayadair.com takipçilerinden özür diliyoruz.

Hosting problemlerinin giderilmesiyle birlikte, Sinemayadair.com yeni yüzüyle ve öncekinden daha dolu, güncel ve zengin sinemaya dair içeriklerle pek yakında yayında olacak...

Bu süre boyunca Sinemayadair.com'u sosyal medyadan takip edebilirsiniz:

29 Mart 2010

3. Yeşilçam Ödülleri


En İyi Film: Nefes: Vatan Sağolsun (Levent Semerci)
En İyi Yönetmen: Reha Erdem (Hayat Var)
En İyi Kadın Oyuncu: Binnur Kaya (Vavien)
En İyi Erkek Oyuncu: Mert Fırat (Başka Dilde Aşk)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Derya Alabora (Pandora’nın Kutusu)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cemal Toktaş (Güneşi Gördüm)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Soykut Turan (Güneşi Gördüm)
En İyi Senaryo: Engin Günaydın (Vavien)
En İyi Müzik: Atilla Özdemiroğlu (Vavien)
En İyi Genç Yetenek: Elit İşcan (Hayat Var)
Turkcell İlk Film Ödülü: Nefes: Vatan Sağolsun (Levent Semerci)

24 Mart 2010

Televizyon Dizisi Sektörü Türk Sinemasını Bozuyor mu?

Sinema sanatı hareketli görüntü alfabesiyle yapılan bir sanattır. Diziler de öyle... Her ikisi de aynı alfabe ve aynı üretim ilişkilerini kullanır ama dünya yüzünde kimse TV dizilerinin sanat olduğunu pek iddia etmez. Çünkü TV dizileri genellikle sinema sanatının popüler bir yan ürünü olarak kabûl edilir. Paralel bir örnek roman sanatı ve "pembe roman" için de verilebilir. Fakat "sinema" ve "roman"ın bu paralelliği genel bir benzetmedir ve benzetmeyi yaratılık düzeyinde daha ileri götürmek yanıltıcı olabilir. Çünkü romanlar yaratıcıların kalem/kâğıt (veya bilgisayar) kullanarak tek başına ortaya çıkardıkları bir ürün/eserdir. Fakat sinema ve TV dizileri süreç içinde birçok yaratıcı, uzman ve teknisyen tarafından belli işbölümleri altında, üstelik birbirlerinin alanında da birlikte çalışarak ortaya çıkarılırlar.

Son bir yıl içinde 90 kadar (90 dakikalık!) sinema filmi ve haftada 40-70 kadar (90 dakikalık) TV dizisi bölümü çekildiği söyleniyor. Yani, kaba bir hesapla, TV kanallarında iki haftada sinema sektörünün bir yılda ürettiği kadar dramatik hareketli görüntü üretiliyor.

Maliyeti büyük birkaç sinema filmimiz dışında, sinemamızda üretim aslında oldukça kobileşmiş durumda. Üretilen filmlerin %90'ı küçük bütçeli ve gösterim imkânı bulamayan yapımlar. Elimizde net rakamlar olmasa bile, küçük bütçeli sinema filmlerinin, kabaca, 2-3 TV dizisi bölümünün maliyeti kadar olduğunu söyleyebiliriz. Yani sinema filmlerimiz ile TV dizilerinin ekonomik maliyet döngüsü arasında kabaca 20-25 kat fark var. İki sektör arasındaki bu orantısızlığın sinema sektörünü nasıl belirlediğine kısaca bakmakta yarar var.

Kadim sinemacılar anlatıyor. Bir zamanlar Yeşilçam'da, yapımcılar birlikte çalışmak için anlaştıkları çalışanlara, "Çıkmadan muhasebeye uğrayın ve işe başlama avansınızı alın" derlermiş. Şimdi herkes TV kanallarıyla taşeron olarak çalışan yapımcılardan şikâyet ediyor ama o zamanlar da yapımcılar Anadolu'daki film işletme zincirlerinin taşeronu olarak çalışırlardı. Ama gün oldu devran döndü. Sinemadaki egemen üretim tarzı artık senarist, yönetmen ve yapımcının aynı kişide toplandığı kobileşmiş bir üretim tarzı oldu. Bu sinemanın çoğunluğu şimdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ulûfe gibi (gördüğü) dağıttığı destekleri alıp, üstüne borç-harç bir şey koyup, kendi yağlarıyla kavrulmaya çalışıyor.

TV kanallarına dizi yapan yapımcılar ise, her yıl, 30 tane fakülteden mezun, deneyimsiz insan kaynağının kapısında kuyruk olduğunu çok iyi biliyor. TV kanallarında çalışmak artık "bitmeyen bir stajyerlik". Yani stajyer olarak al, bedava çalıştır, bazılarına, "Seni beğendik. Birkaç ay daha çalışırsan seni burada kadroya alabiliriz" denerek, ama sonra "kadro açılmadı" diye kapının önüne konuyor. Bununla da bitmiyor. Artık, kapıdaki kuyrukta yeni adayların olduğunu bilen stajyerlere, "İstersen böyle devam et, belki kadro açılır" bile deniyor ve umut sömürüsü ve bitmeyen stajyerlik devam ediyor.

TV dizilerinde çalışmak ise "ucuzun da ucuzu var!" mantığıyla ilerliyor. Başlangıçta TV dizisi sektöründe de aslında eski Yeşilçam'ın adabı vardı. Fakat önce çalışanlara, kapıdaki kuyruk yüzünden, "Valla, istersen, yarım haftalıkla başla" dendi. Ama birkaç yıl sonra kuyruklar uzayınca yarım haftalık teklifi de kalktı ve "yayın başlayınca" denmeye başladı. Fakat kuyruklar daha da uzadı. Şimdi artık, "5-10 bölüm içerden başlarsan" deniyor. Tabii, bu arada kadim dil de bozuldu. Dil "lütfen muhasebeye uğrayın"dan "yerse!"ye dönüştü. İşsizlik ve orman düzeni içindeki rekabet koşullarında, sanki bulanık suyun "dip"i hiç yok.

- Valla paramız yok ama satınca verebiliriz.
- Valla kanal paramızı vermedi.
- Valla kanalın durumu kötüymüş.
- Valla battım, ne yapabilirim?
- Valla istersen mahkemeye de gidebilirsin tabii...

Durum bu olunca, Sinema Emekçileri Sendikası Hukuk Birimi'ne yığılan 40 dava "bitmeyen mahkemeler" sürecinin başında olduğumuzu gösteriyor.

Diziler batınca herkes "yandık" diyor. Ama bu sektör tutan diziler için de "ucuzun da ucuzu var" mantığını sürdürmeye devam ediyor. Dizi tutunca taşeron yapımcı bu kez çalışanlar listesini masasına koyup, "Bu diziden daha fazla ne kadar kazanabilirim acaba?" diye düşünmeye başlıyor. Önce, işe başlarken diş geçirmediği yaratıcılardan başlıyor. Örneğin sanat yönetmeni için, "ben bu adama her hafta neden bu kadar vereyim ki?" düşünmeye başlıyor. Hemen onu işten atıyor ve yerine asistanını terfi ettiriyor. Çürümenin sonu da olmadığı için, işten atma haberini vermeyi de asistana veriyor. Yıllarca çalışıp işi öğrenmesi gereken asistan, kısa sürede "sanat yönetmeni" olunca, üstelik günde 16-18 saat çalışırken kendisini yetiştirmeye de artık hiç vakit bulamıyor. Böylece bilgi birikimi ve deneyimin de bir anlamı kalmıyor. Dolayısıyla deneyimsiz, üstelik sonuna kadar tavizkâr bir ruh hali ortaya çıkıyor. Bu şartlarda sendika artık "taban fiyatı" bile saptayamaz duruma geliyor.

Dünyada sineması başarılı ülkelerde hâlâ en yaşlı gruplar sanat ve görüntü yönetmenleri gruplarıdır. TV dizisi sektörümüz sayesinde sinema çalışanları o kadar gençleşti ki. Acaba dünya yüzünde bize benzer bir ülke var mı?

Mathieu Kassovitz'in "Protesto" adlı filminde apartmanın üstünden ağır çekimde yere düşen bir genç şöyle diyordu: "Düşüyorum ama şimdilik işler yolunda!..."

Disk/Sinema Emekçileri Sendikası Yönetim Kurulu

22 Mart 2010

Fragman: The Sorcerer's Apprentice

Yönetmen: Jon Turteltaub

Vizyon: 16 Temmuz 2010

Bu epik fantastik filmde Dave, Balthazar Blake adında tuhaf biri aniden hayatına girdiğinde fizik dersinden geçmeye çalışan ve rüyalarının kızı Becky’den randevu koparmaya çalışan bir üniversite öğrencisidir. Balthazar’ın günümüzde bir sihirbaz olduğu ortaya çıkar, aynı güce sahip hatta kendi gücünü aşan birini bulmak için uzun süredir arama yapmaktadır.

Ancak kötü bir kişi olan ve uzun zamandır rakibi olan, Maxim Horvath, sadece Blake ve Dave’i değil tüm New York şehrini tehdit eder, bahtsız Dave gönülsüz de olsa Balthazar’ın koruması altına girer, Dave’e hızlı bir sihirbazlık sanatı ve bilimi eğitimi verir.

Bu alışılmadık ortakların, Horvath ve karanlığın güçleri günümüz Manhattan’ını mahvetmeden önce birlikte durdurması gerekmektedir. Dave'in Sihirbazın Çırağı olma aşamasında eğitimini tamamlamak, şehri kurtarmak ve kızın gönlünü fethetmek için tüm cesaretine ihtiyacı olacaktır.

Sihirbazın Çırağı (The Sorcerer's Apprentice) filminin fragmanını izleyin:


19 Mart 2010

Festival Biletleri Yarın Çıkıyor!

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali genel bilet satışları yarın (20.03.2010) sabah 10.00'dan itibaren başlıyor.

İstanbul Film Festivali geçtiğimiz yıllarda başlattığı indirimli fiyat uygulamasını bu yıl da devam ettiriyor. Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30 ve 16.00) bu yıl da 3,50 TL! İndirimli seansları sinema tutkunlarına ve öğrencilere özellikle tavsiye ediyoruz. Ayrıca Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3,50 TL.

Biletler;
- BİLETİX satış noktaları,
- BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00)
- Atlas, Yeni Rüya ve Kadıköy sinemalarında açılacak ana gişelerden 10.00-19.00 saatleri arasında alınabilecek.

Festival süresince biletler, diğer festival sinemalarından da (Nişantaşı Citylife (City's) sinemasında 15.00'ten, diğer sinemalarda 10.00'dan itibaren) alınabilir.

Pera Müzesi Salonu'nda yalnızca gösterim günlerinde bu salondaki filmler için bilet satışı olacaktır.

18 Mart 2010

Fragman: Twilight Eclipse


Yönetmen: David Slade

Vizyon: 2 Temmuz 2010

Seattle bir dizi esrarengiz cinayet tarafından harap edildiğinden ve kötü niyetli bir vampir öc almak için onu araştırmaya devam ettiğinden Bella kendini tehlikeyle çevrili bulur.Hepsinin ortasında aşık olduğu Edward ve Jacob'ın arkadaşlığı arasında seçim yapmakla yüzyüze kalmıştır ki bu karar vampir ve kurtadam arasındaki eskimeyen mücadeleyi tutuşturmak için olasıdır.Mezuniyeti hızla yaklaşırken Bella birden fazla karara sahiptir: yaşam ya da ölüm.
The Twilight Saga: Eclipse sinema filminin fragmanını izleyin:


16 Mart 2010

Yazar Takım Arkadaşları Aranıyor!

Bildiğiniz üzere Sinemayadair.com Türkiye'nin sinema blogları arasında önemli bir konuma gelmiş bulunmakta. Yaklaşık 3 senedir tek başıma yürüttüğüm sinema bloguma yazar ortaklar dahil ederek bu sektörde kurumsallaşma sürecine girmeye karar verdim.

Yepyeni bir domain ismiyle Türkçe sinema blogları arasında markalaşma ve kurumsallaşma sürecine giren Sinemayadair.com için yazar takım arkadaşlarına ihtiyaç vardır!

Aşağıdaki kriterleri uygun bulan ve oluşturulacak takımda şimdilik tamamen gönüllü olarak yer almak isteyen arkadaşlar;

iletişim bilgilerini, varsa bu alandaki deneyimlerini ve ayrıca bir film hakkında yazmış olduğu makalesini admin@sinemayadair.com e-posta adresine en kısa sürede göndermeleri gerekmektedir.

- Her hafta en az 1 filme kritik hazırlayacak.
- Her ay en az 1 oyuncu ya da yönetmen hakkında yazı hazırlayacak.
- Yapılacak röportajlara destek olacak.
- Düzenlenen film festivallerini yakından takip edecek.

NOT: Gönüllü olarak yazar kadrosuna katılan arkadaşların hazırlamış olduğu yazılar önce admin tarafından kontrol edilecek, içeriğini değiştirmemek şartıyla gereken düzeltmeler yapıldıktan sonra blogda yayınlanacaktır. Admin gönderilen yazıyı yayınlamama hakkına da sahiptir. Ayrıca Sinemayadair.com adresinde yayınlanan yazılar kesinlikle özgün olmalı ve daha sonra herhangi bir websitesinde kesinlikle yayınlanmamalıdır. Son olarak, Sinemayadair.com yazar takım arkadaşlarıyla olan ilişkisini tek taraflı olarak feshetme hakkını da saklı tutar.

15 Mart 2010

İKSV Doğuş Üniversitesi'nde!

İstanbul Film Festivali’nden önce okullarda!

Geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen Günışığı Temizleme Şirketi, İstanbul'daki 15 üniversite ve 3 lisenin öğrencileriyle buluşacak. Film gösterimleri ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.

Sunshine Cleaning

Yönetmen: Christine Jeffs

Oyuncular: Amy Adams, Emily Blunt, Alan Arkin

Hayatın zorluklarıyla cebelleşen bir aileyi anlatan, son derece karanlık, hatta ölümcül bir duygusal komedi.

Tarih: 16 Mart 2010, Salı

Saat: 13.00

Yer: Tiyatro Salonu

DSK Film Gösterimini İptal Etti!






Bugün saat 13.00'da Doğuş Üniversitesi ADK ve DSK işbirliğiyle yapılması planlanan "Gelibolu" belgesel filminin gösterimi, yeterli katılım olmadığı için iptal edilmiştir.

12 Mart 2010

DSK - Film Gösterimi (Gelibolu)

Doğuş Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü ve Sinema Kulübü işbirliği ile

BELGESEL FİLM GÖSTERİMİ

GELİBOLU

bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplar, belgeler ve fotoğraflarla

Tarih: 15 Mart 2010, Pazartesi

Saat: 13.00

Yer: Tiyatro Salonu


Yönetmen: Tolga Örnek

Yapım: Türkiye, 2004

Süre: 110 dk.

Dünya tarihine yön veren, uğrunda binlerce şehit verilen, Mustafa Kemal Atatürk’ü tarih sahnesine çıkaran, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ulus olmalarını sağlayan, Sovyet Devrimi’ne zemin hazırlayan, tarihin en büyük ikinci kara çıkarma harekatı olan Çanakkale Savaşı, “Gelibolu” belgeselinde bugüne kadar gün ışığına çıkmamış mektuplar, belgeler ve fotoğraflarla objektif olarak ele alınıyor.

Sadece Türk askerlerinin değil, din, dil, ırk, uyruk gözetmeksizin siperdeki askerlerin yaşadıkları acıları ve onların duygularını anlatan hikayelerden oluşuyor. Bu hikayeler, filmde 2 İngiliz, 3 Yeni Zelandalı, 3 Avustralyalı ve 2 Türk ana karakterin mektup ve günlükleriyle anlatılıyor.

29. Uluslararası İstanbul Film Festivali Başlıyor!


İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl altıncı kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali için
geri sayım başladı…

Festival sponsorluğunu altıncı kez AKBANK’ın üstlendiği Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin yirmi dokuzuncusu 3–18 Nisan tarihlerinde yapılacak.

Gösterdiği filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle önder konumunu koruyan, uluslararası sinema endüstrisinin nabzını tutan İstanbul Film Festivali bu yıl sinemaseverlere 2009
ve 2010’un yeni yapımlarının yanı sıra sinemanın unutulmaz klasikleri ve
usta yönetmenlerinin başyapıtlarından seçmeler içeren 22 bölümde 57 ülkeden
243 yönetmenin 200’ün üzerinde filminden oluşan benzersiz bir program sunacak. Festival, bu yıla özel yeni bölümler, ünlü konuklar, usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri ve partilerin de olduğu dopdolu bir iki hafta
vaat ediyor sinemaseverlere.

Uluslararası İstanbul Film Festivali biletleri 20 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor. Sinemaseverler biletlerini Beyoğlu’nda Atlas ve Yeni Rüya, Kadıköy’de Kadıköy sinemalarında açılacak gişelerden, İKSV binası (Sadi Konuralp Caddesi No:5 Şişhane, her gün 10.00-19.00 arası) ve Biletix’ten satın alabilecek.

Sinemaseverler, bu yıl da İstanbul Film Festivali’nde filmleri yine çok uygun fiyatlara izleme şansına sahip olacak. Biletlerde düşük fiyat uygulaması, iki yıldır olduğu gibi bu yıl da sürüyor: Festivalde biletler tam 10 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü için 7 TL olacak.
Hafta içi gündüz seansları ise yalnızca 3,50 TL. Akbank Galaları’nın bilet fiyatları 15 TL. Festivalin Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için de bilet fiyatı tüm seanslarda yine 3,50 TL.

Lale Kart sahipleri her zaman olduğu gibi yine biletlerini öncelikli ve indirimli almaya devam ediyor. Üniversite ve lise öğrencileri için bu sene özel olarak çıkarılan PasoFilm! Kartı ise festival boyunca özel avantajlar sağlayacak. Festival Sponsoru AKBANK’ın Axess kart sahipleri ise (hafta içi gündüz seansları ve Türk filmleri hariç) Festival boyunca satın alacakları biletlerde %20 özel indirimden yararlanacak.

Festivalin gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Yeni Rüya, Beyoğlu, Sinepop, Pera Müzesi, sinemaları, Kadıköy’de Kadıköy sineması ve hafta içi 16.00-19.00-21.30 seanslarıyla hafta sonları Nişantaşı CityLife Cinema (City’s) olmak üzere toplam 7 sinema salonunda gerçekleştirilecek.

İstanbul Film Festivali, sinemaseverleri festivalin ilk dokuz gecesi 21.30 seanslarında Atlas Sineması’ndaki Akbank Galaları’nda ağırlayacak. Festivalin en çok ilgi gören bölümü Akbank Galaları kapsamında sinemaseverler, kaçırılmayacak 9 filmi herkesten önce izleme ayrıcalığını yaşayacaklar.

11 Mart 2010

DSK Film Gösterimini Gerçekleştirdi (Jeux D'enfants)


Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü film gösterimlerine devam ediyor. 11 Mart Perşembe günü "Cesaretin Var mı Aşka?(Jeux D'enfants)" filminin gösterimini gerçekleştiren kulüp, önümüzdeki günlerde de aktivitelerine devam edecek.

DSK’nın bundan sonraki programında ilk sırayı “Gelibolu” filmi alıyor. Doğuş Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü ile hazırladığı belgesel film gösterimi 15 Mart Pazartesi günü gerçekleşecek. Ayrıntılar ise yakında bu siteden takip edebilirsiniz.

9 Mart 2010

DSK - Film Gösterimi (Jeux D'enfants)


Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü

FİLM GÖSTERİMİ

CESARETİN VAR MI AŞKA?

Jeux D'enfants

Tarih: 11 Mart 2010, Perşembe

Saat: 13.00

Yer: Tiyatro Salonu

Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü


Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü, üniversitede eğitim gören öğrencilere kültürel açıdan yedinci sanatın önemini ve sosyal bir toplumdaki gereksinimini vurgulamayı amaçlamaktadır. Ayrıca Sinema Kulübü, sinemaya meraklı olan öğrencileri bir araya getirmenin yanı sıra; sinemaya olan duyarlılığı arttırmak amacıyla tüm öğrencilere hitap eden bir öğrenci kulubü olmayı hedeflemektedir.

Sinemanın önemini; “Sinema öyle bir keşiftir ki, bir gün gelecek, barutun, elektriğin ve kıtaların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak köşelerinde oturan insanların birbirlerini sevmelerini, tanımalarını temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, düşünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya layık oldugu önemi vermeliyiz.” sözleriyle dile getiren ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, özellikle üniversite eğitimi almakta olan gençler için sinema sanatı büyük ehemmiyet taşımaktadır. Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü de bu bilinç ile hareket etmektedir.

Sinema Kulübü, Doğuş Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri içerisinde aktif olarak çalışmakta, büyüyerek ve daha da güçlenerek yoluna devam etmektedir. Bunun için her biri üç kulüp üyesinden oluşan ekipler oluşturulmuş ve bu ekipler sorumluluklarını yerine getirmektedir. Sinema Kulübü bünyesinde bulunan ekipler şunlardır:

· Kısa Film Ekibi

· Film Festivalleri Ekibi

· Organizasyon Ekibi

· Film Gösterimleri Ekibi

· Bilgi İşlem Ekibi

Bu ekipler görevlerini başarıyla yerine getirmektedir. Ekiplerin düzenlediği bazı aktiviteleri şöyle sıralayabiliriz:

- Kısa film çekimleri hakkında teknik bilgi edinmek ve üniversite bünyesinde kısa film gösterimi düzenlemek.

- Film festivallerini yakından takip etmek, festivaller hakkında bilgi vermek, film önermek ve ihtiyaç duyulursa filmlere grup oluşturmak.

- Sinemaya emek vermiş kişi ya da kişilerin katılımıyla üniversitede konferanslar ve söyleşiler düzenlemek.

- Düzenli aralıklarla üniversite öğrencileri için film gösterimleri düzenlemek.

- İnternet yoluyla duyurular yapmak, websitesini düzenlemek ve iletişimi sağlamak.

Sinema Kulübü ayrıca, Doğuş Üniversitesi bünyesindeki Atatürkçü Düşünce Kulübü ve Hukuk Kulübü gibi diğer öğrenci kulüpleriyle işbirliği içinde, o kulübün anlam yüklediği filmlerin üniversite öğrencilerine gösterimini sağlamaktadır.

Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü, üniversite bünyesinde eğitim gören gençlere sinemaya da vakit ayırmalarını sağlayarak, sosyal ve kültürel açıdan Doğuş Üniversitesi öğrencilerine katkı sağlamaya devam edecektir...

Doğuş Üniversitesi Sinema Kulübü Yönetim Kurulu:

1- Başkan: Kadir SEVİN (2k632011@dogus.edu.tr)

2- Başkan Yardımcısı: Kerem DÜNDAR (2k632019@dogus.edu.tr)

3- Genel Sekreter: Mehmet Selim ÜZER (2k9713040@dogus.edu.tr)

4- Sayman: Cansu GÜNDOĞDU (2k837009@dogus.edu.tr)

5- Koordinatör: Uğur KORKUT (2k7745017@dogus.edu.tr)

6- Üye Sorumlusu: Erhan CİHANGİROĞLU (2k845008@dogus.edu.tr)

7- Asil Üye: Fuat Doğan (2k745007@dogus.edu.tr)

DSK Başkanı

Kadir SEVİN

82. Oscar Ödül Töreni


'The Hurt Locker' En İyi Film dahil 6 dalda Oscar kazanırken, Kathryn Bigelow En İyi Yönetmen Oscar'ını kazanan ilk kadın yönetmen olarak Oscar tarihine geçti.

  • En iyi film: The Hurt Locker
  • En iyi yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
  • En iyi erkek oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
  • En iyi kadın oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
  • En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
  • En iyi yardımcı kadın oyuncu: Mo'Nique (Precious)
  • En iyi animasyon filmi: Up
  • En orijinal senaryo: Hurt Locker (Mark Boal)
  • En iyi kısa animasyon: Logorama
  • En iyi kısa belgesel: Music by Prudence
  • En iyi makyaj: Star Trek
  • En iyi adaptasyon: Precious
  • En iyi sanat yönetimi: Avatar
  • En iyi kostüm: The Young Victoria
  • En iyi sinematografi: Avatar
  • En iyi görsel efekt: Avatar
  • En iyi belgesel: The Cove
  • En iyi yabancı film: El Secreto de Sus Ojos (Arjantin)

gnçtrkcll Sinema Sezonu Yeniden Başladı!

“1 biletto 2 amigo” sloganıyla Turkcell şirketinin gençlere özel tarifesi genç turkcell, anlaşmalı sinemalarda bir bilet alana 2. bilet bedava kampanyasını geçtiğimiz günlerde başlattı.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Turkcell şirketinin gençlere yönelik tarifesi genç turkcell, gnçtrkcll'li gençlere anlaşmalı sinemalarda hafta içi her gün 19.00 seansına kadar bir bilet alana ikinci bileti bedava veriyor. Üstelik anlaşmalı sinemalarda gnçtrkcll menüsü %50 indirimli!

Kampanya Koşulları:

Bu kampanya anlaşmalı sinema salonlarında hafta içi her gün 19:00 seansına kadar(19:00 seansı hariç) geçerli olup, Bayram Tatilleri, ilk ve orta öğretim sömestre tatil dönemleri kampanyaya dahil değildir.3D, Imax ve festival filmleri kampanya dışındadır. Kampanyaya son 30 gün içinde 150 ve üzeri kontör yüklemiş, aktif gnçtrkcll şifresi alan gnçtrkcll’liler katılabilir. gnçtrkcll şifresi SFR2 yazıp 2222’ye sms gönderilerek alınabilir. Kampanyadan yararlanmak için şifre alımı 1 SMS/2 kontördür. gnçtrkcll’liler kampanyadan her gün 1defa aynı hafta içinde en fazla 3 defa yararlanabilir. Her şifre tek kullanımlıktır, kullanılmayan şifreler 60dakika içinde geçerliliğini yitirir. Turkcell kampanya tarih ve şartlarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.

Anlaşmalı sinemaları BURADAN öğrenebilirsiniz.

67. Altın Küre Ödülleri


2010 Altın Küre Ödülü Kazananlar Listesi:

En iyi film (Drama): Avatar
En iyi yönetmen: James Cameron (Avatar)
En iyi kadın oyuncu (Komedi ya da Müzikal): Meryl Streep (Julie&Julia)
En iyi kadın oyuncu (Drama): Sandra Bullock (The Blind Side)
En iyi erkek oyuncu (Drama): Jeff Bridges (Crazy Heart)
En iyi erkek oyuncu (Komedi ya da Müzikal): Robert Downey Jr. (Sherlock Holmes)
En iyi film (Komedy ya da Müzikal): The Hangover
En iyi yardımcı erkek oyuncu: Christoph Waltz (Inglourious Basterds)
En iyi yardımcı kadın oyuncu: Monique (Precious)
En iyi animasyon filmi: Up
Yabancı dilde en iyi film: White Ribbon
Bir TV serisi ya da filminde en iyi kadın oyuncu: Drew Barrymore (Grey Gardens)
Bir TV serisi ya da filminde en iyi erkek oyuncu: Kevin Bacon (Taking Chance)
Bir TV dizisinde en iyi aktör (Drama): Michael Hall (Dexter)
Bir TV dizisinde en iyi aktris (Drama): Julianna Marguiles (The Good Wife)
Bir TV dizisinde en iyi aktör (Komedi ya da Müzikal): Alec Baldwin (30 Rock)
En iyi şarkı: The Weary Kind (Crazy Heart filminin şarkısı)
En iyi film müziği: Michael Giacchino (Up filminin müziği)
En iyi TV serisi (Drama): Mad Men
En iyi TV mini serisi: Grey Gardens